Array
Geri git   GençMekan > EĞİTİM | ÖĞRETİM > Bilgi Kaynağı > Atatürk Köşesi


Atatürk'ün Sosyal BiLimlerin Gelişmesine Yönelik Yaptığı Çalışmalar


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17-04-2008, 12:09 AM   #1 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.505
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart Atatürk'ün Sosyal BiLimlerin Gelişmesine Yönelik Yaptığı Çalışmalar

ATATÜRK VE SOSYAL BİLİMLER
Atatürk Sosyal Bilimlere çok önem vermiştir. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni çağın uygarlık seviyesine ulaştırmak için çalışmalar yapmıştır. Eğitime bilime teknolojiye sanata araştırmaya öğrenmeye önem vermiştir.
Atatürk döneminde; Türkiye'den Avrupa ülkelerine farklı alanlarda öğrenim görmesi için öğrenciler gönderildi. Bunlar arasında Afet İNAN Jale İNAN Burhan TOPRAK gibi kişiler vardı. Avrupa da kendi alanlarında öğrenim görerek Türkiye'ye geldiler. Türkiye'de bu kişilerin önderliğinde çalışmalar yapılmıştır.
Atatürk döneminde Sosyal Bilimler alanında yapılan çalışmalar arasında Tük Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin kurulmasının önemli büyüktür.
1931 yılında kurulan Türk Tarih Kurumu(TTK)'nun en önemli amacı; Türk Tarihini araştırmak bilimsel araştırmalar yapmaktır. Türk Tarih Kurumu yaptığı çalışmaları Belleten dergisinde yayınlamaktadır.
1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu(TDK)'nın en önemli amacı; Türk Dilini incelemek yabancı kelimelerden arındırmak ve Türk Dilini geliştirmektir.

TÜRK DİL ÇALIŞMALARI

Bir milletin birlik ve varlığını sürdürebilmesinde dilin çok önemli bir yeri vardır. Bunu çok iyi bilen Atatürk Türk Dili'nin zenginleşmesi ve sadeleşmesi için çalışmalar yaptı.
Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında sade bir Türkçe kullanılıyordu. Zamanla Arapça ve Farsça'dan birçok kural ve kelime dilimize girdi. Böylece Arapça Farsça ve Türkçe kelimelerden oluşan Osmanlıca karma bir dil olarak ortaya çıktı. Yöneticiler ve aydınlar Osmanlıca'yı kullanırken halk Türkçe konuşuyordu. Dildeki bu ayrılık Türkçe'nin gelişmesini ve mîllî bütünlüğün kurulmasını engelliyordu.
On dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren dilin sadeleşmesi ile ilgili çalışmalar yapıldı. Fakat olumlu bir sonuç alınamadı. Cumhuriyetin ilânından sonra Türkçe'nin yabancı dillerin etkisinden kurtarılması çalışmalarına hız verildi. Türk dili ile ilgili çalışmalar yapmak üzere Atatürk'ün emriyle Türk Dilini Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu (1932). Bilim ve fikir adamlarının katıldığı bir dil kurultayı toplandı. Bu kurultayda halkın anlamadığı özellikle Arapça ve Farsça'dan Türkçe'ye geçmiş olan kelime ve deyimlerin Türkçe karşılıklarını bulmak üzere çalışmalar yapılmasına karar verildi. Bu çalışmalar sayesinde yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark
ortadan kaldırıldı.
Türk diline gereken önemin verilmesini Atatürk şu sözleriyle ifade etmiştir "Türk dilinin kendi benliğine aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması
için bütün devlet teşkilâtımızın dikkatli ve alâkalı olmasını isteriz." Türkçe'nin milletimiz için önemini de "... Türk Dili Türk Milleti için kutsal bîr hazinedir... Türk Dili Türk Milleti'nin kalbidir zihnidir" diyerek belirtmiştir.

MİLLİ KÜLTÜR

Kültür kelimesi Türkçe'ye Fransızca'dan girmiştir. Toprağı sürmek ürün elde etmek ve onları geliştirmek anlamındadır. Kelime daha sonra insan vücudunu ve ruhunu terbiye etme sanat ve fikir eserlerini geliştirme anlamlarım da içine alan geniş bir mana kazanmıştır. Kültür maddî ve manevî her şeyi işlemek ve geliştirmek demektir.
Millî kültür ise bir millete kimlik kazandıran diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Bir toplumu millet yapan ve onun bütünlüğünü sağlayan millî kültürdür.
Tarih bir milletin bütün fertlerinin bilmesi benimsemesi koruması ve geliştirmesi gereken kültür hazinelerinden biridir. Tarih milletin geçmişteki varlığı onun mirası ve bugüne kalan hatırasıdır. Türk Milleti'nin bugün üzerinde yaşadığı topraklar onu vatan yapmak için şehit olan koruyan işleyen atalarımızın yani tarihindir. Bunların bilinmesi ve korunması her Türk için bir vazifedir.
Dil bir milletin kültürel değerlerinin başında gelir ve bir milletin temelini oluşturur. Dil duygu ve düşünceyi insana aktaran bir vasıta olduğu için duygu ve düşünce birliği dil ile gelişir. Kendi milletinin tarih ve kültürünü öğrenmek ve incelemek isteyen her Türk dilini bilmek zorundadır. Türkiye'de Türkçe bilmeyen hiçbir vatandaş kalmamalıdır.
Atatürk Türkiye için ekonomik kalkınma yanında sosyal ve kültürel kalkınmaya da aynı ölçüde yer verilmesi gerektiğine inanmıştır. Bir milletin haysiyetli bir şekilde varlığını devam ettirmesinde bir toplumun millî şuura erişmesinde en büyük rolü kültür oynar. Bunu çok iyi bilen Atatürk "Millî şuurun ayakta kalabilmesi ve uyanık bulunması için dil ve tarih uğrunda çalışmaya mecburuz." diyerek millî şuur konusunda ne kadar duyarlı olduğunu ortaya koymuştur . Yine Atatürk kültür birliğinin bir milleti millet yapan ona yaşama gücü veren diğer milletler arasında kişilik kazandıran başlıca unsur olduğunu çok iyi bilmekteydi. Bununla ilgili şu sözleri çok önemlidir: "Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Cumhuriyeti'nin temel direği olarak temin edeceğiz".
"Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli Türk kahramanlığı ve Türk kültürüdür."
Bu sözler Cumhuriyet Türkiye'sinin millî kültüre dayalı olarak yükselip gelişeceğinin bir ifadesidir.
Atatürk millî kültür konusunda hedeflerin neler olduğunu da şöyle belirtmiştir: "Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk Milleti'nin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
Bunun içindir ki milletimin yüksek karakterini yorulmaz çalışkanlığını yaratıcı zekâsını ilme bağlılığını güzel sanatlar sevgisini ve millî birlik duygusunu sürekli ve her türlü incelemelerle besleyerek geliştirmek millî ülkümüzdür."

MİLLİ TARİH

Tarih bir milletin birikim ve tecrübelerinin yeni nesillere aktarılmasını sağlayan bir bilimdir. Tarih bilimi insanların zaman içinde geçirdikleri gelişmeleri sebep sonuç ilişkileri kurarak araştırıp değerlendirir. Geçmişteki olaylardan ders almayan milletler kendilerini günün şartlarına uydurmakta zorluk çekerler. Bu nedenle tarih bir millet için en faydalı bir kaynak en sağlam bir hazinedir. Tarihi zengin bir millet manevî miraslara sahip güçlü bir millettir.
Osmanlı Devleti'nin eğitim sisteminin birlikten yoksun oluşu tarih alanında da farklı tarih anlayışları ortaya çıkarmıştı. Medreselerde genellikle İslâm tarihi okutulurken diğer okullarda da yalnız Osmanlı Tarihi okutuluyordu. İslâmiyet öncesi Türk tarihine önem verilmiyordu. İnsanlık tarihi kadar eski olan Türk Milleti'nin tarihi ihmal ediliyordu. Ayrıca Avrupalılar da Türk Tarihi hakkında asılsız iddialarda bulunuyorlardı.
Atatürk haksız düşmanca ve bilimsellikten uzak bu tarih iddialarının yanlış olduğuna inanıyordu. Bu konudaki yanlış görüşlerin düzeltilmesi gerekiyordu. Bu amaçla çalışmalar yapmak üzere bilim adamları görevlendirildi. Önce Türk Tarihi'yle ilgili yabancı dillerde çıkan kitaplar Türkçe'ye çevrildi. 1930 yılında Türk Milleti'nin dünya tarihindeki yerini ve rolünü kısaca belirten bir kitap yazıldı. Bir yıl sonra Türk Tarihi'ni her yönüyle araştırmak üzere Atatürk'ün direktifleri ile Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu) kuruldu (1931). Bu cemiyetin çalışmalarıyla Türk Tarihi büyük ölçüde gün ışığına çıkarıldı. 1931 yılında okullar için dört ciltlik bir genel tarih kitabı çıkarıldı. 1932'de bilim adamları ve öğretmenlerin katılımıyla Türk Tarih Kongresi toplandı.
Atatürk yeni bir görüş olarak Türk Tarih Tezi'ni ortaya koydu. Bu tezin özü şudur: "Türk Milleti'nin tarihi şimdiye kadar tanıtılmak istenildiği gibi yalnız Osmanlı Tarihi'nden ibaret değildir. Türk'ün tarihi çok daha eskidir ve bütün milletlere kültür ışığını saçmış olan millet Türk Milleti'dir." Bu tezle millî tarihimiz gerçek karakterini kazandı.
Bir toplumun millet hâline gelmesinde ortak tarihin büyük bir yeri vardır. Türk Tarihi uzun bir geçmişe dayanır. Orta Asya'dan dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış olan atalarımız gittikleri yerlerde birçok devlet kurup yüksek bir medeniyet meydana getirdiler. Tarih boyunca Büyük Hun Göktürk Büyük Selçuklu ve Osmanlı Devleti gibi birçok devlet kurmuş olan Türk Milleti köklü ve zengin bir tarihe sahiptir. Orta Doğu'da Balkanlar'da ve Afrika'da Türk kültürünün izleri hâlâ varlığını sürdürmektedir.
Türkler'in en belirgin özelliği hür ve bağımsız yaşama dünyaya hâkim olma düşüncesidir. Türk tarihinde bunun pek çok örneği vardır. Fakat Türkler münasebette bulundukları veya idareleri altına aldıkları kavimlere saygılı ve adâletli davranmışlardır. Türk'ün bu başarısını sadece kaba kuvvetle izah etmek çok yanlış bir görüştür.
Türkler Avrupalılar'ın iddia ettiği gibi idare ettikleri milletlerin medeniyetlerini yok etmemişler aksine onları koruyarak günümüze kadar ulaşmalarını sağlamışlardır. Türkler'in Anadolu'da ve Balkanlar'da meydana getirdikleri kültür ve medeniyet tarihin en güzel ve en üstün en insanî ve en ince medeniyetlerinden biridir. Türk âdetleri Türk yemekleri giyim tarzı Balkan Milletleri'nin çoğunu etkilemiştir. Bugün dünyadaki devletlerin ordularında kullanılan onlu sistem (Askerî birliklerin 10 100 1000 10.000 kişilik birlikler hâlinde teşkilâtlanması) Hun Türkleri'nin bulduğu bir sistemdi.
Türk Milleti dünya medeniyetine her alanda büyük katkılarda bulunmuş bir millettir. Bu gerçeklerin ortaya çıkarılması Atatürk'ün başlıca hedefi olmuştur. O bu konuda şöyle demektedir: "Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve geniş kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak incelemek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizim için bir borçtur. Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır."
Bir milletin gücünü tarihten aldığını çok iyi bilen büyük Önder şu sözleriyle tarihin önemini dile getirir: "Türk kabiliyet ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça bütün Türk Çocukları kendileri için gerekli atılım kaynağını o tarihte bulabilecektir. Bu tarihten Türk Çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar o büyük başarıları düşünecekler harikalar yaratan adamları öğrenecekler kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu kabiliyetle kimseye boyun eğmeyeceklerdir."
Atatürk'ün tarih görüşü medenî ve birleştiricidir. O insanlığı geniş bir aile kabul eder. Aralarında anlaşarak mutluluk yolunda beraberce çalışmaları gerektiğini belirtir. Onun: "İnsanları mutlu edecek tek vasıta onları birbirine yaklaştırmak birbirlerini sevdirmek karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını sağlamaya yarayan hareket ve enerjidir." sözü ile Türk Milleti'nin mutluluğuna verdiği değeri diğer milletler için de vermiş olduğu açıkça belirtilmektedir.
Atatürk Türk Tarihi'ne büyük önem verdi. O Türk milliyetçiliği görüşüne dayanan bir millî tarih anlayışını benimsedi. Atatürk bu görüşünü "büyük devletler kuran atalarımız büyük ve kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak tetkik etmek Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur" ve "Türk Çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır." sözleriyle dile getirmiştir.

GÜZEL SANATLAR

Sanat kültürü meydana getiren unsurlardan biridir. Atatürk Türk sanatının araştırılmasını Türk toplumuna ve dünyaya tanıtılmasını istiyordu. Bunun için imkânlar sağladı yol gösterdi teşvik etti. Sanatı ve sanatçıyı övücü sözler söyledi. Bu sözlerinden bazıları şunlardır: "Hepiniz mebus olabilirsiniz vekil olabilirsiniz hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat bir sanatkâr olamazsınız." "Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir."
Güzel sanatlar bir milletin duygu düşünce görgü ve zevkinin bir yansımasıdır. Bu nedenle güzel sanatlar bir milletin tanınmasında önemli rol oynar. Sanat milletleri birbirine yaklaştıran önemli bir kültürel etkinliktir. Bir milletin güzel sanatlarda ileri gitmesi o milletin diğer milletler tarafından kolayca tanınmasını sağlar.
Bir milletin kültür seviyesi meydana getirdiği sanat eserleri ile ölçülür. Güzel sanatlara önem veren milletlerin dünya görüşleri de değişir. Güzel sanatlar alanında eserler veren milletler diğer milletler karşısında saygınlık kazanırlar. Bu nedenle sanat alanındaki başarılar millî kültürün yükselmesinde önemli rol oynar.
Sanatkârlarına önem veren toplumlar her zaman gelişmişler ve yükselmişlerdir. Sanat ve sanatçıya çok önem veren Atatürk "Hayatlarını büyük bir sanata vakfeden bu çocukları sevelim." diyerek toplumların sanata ve sanatkârlara önem vermeleri gerektiğini vurgulamıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren güzel sanatların bütün dallarında gelişmeye önem verildi. İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Resim ve Heykel Müzesi açıldı. Avrupa'ya resim heykel ve müzik öğrenimi için öğrenci gönderildi.
1936'da Ankara Devlet Konservatuvarı kuruldu. Tiyatro için yurt dışından uzmanlar getirildi. Böylece çağdaş Türk sanatının oluşması sağlandı.

EKONOMİ

Yeni Devletin Kuruluşu olan 1923 yılında kişi başına düşen milli gelir 50 $’dır. Bu dönemde (1920-1933) devlet müteşebbis olarak iktisadi hayata katılmamış olmakla beraber geniş ölçüde ekonomiye müdahalede bulunduğundan klasik devlet hizmetleri ötesinde ekonomik sosyal ve kültürel alanda hizmet gördüğünden mutedil devletçilik devletin sıfatını niteliğini özelliğini teşkil etmiştir.
1933-1938 Yılları Türkiye’nin Ekonomik Durumu : İlk beş yıllık kalkınma planı 1933’de hazırlanmış 1934’de yürürlüğe girmiştir. Çok başarılı bu planın ardından hazırlanan II. Beş yıllık kalkınma planı II. Dünya Savaşı’nın çıkışı nedeniyle uygulanamamıştır.
Bu dönemde devletin ekonomik hayata müteşebbis olarak katılması yanı sıra fevkalade önemli millileştirme (devletleştirme) girişimlerinde de bulunulmuştur.
1933-1938 yılları arasındaki döneme Türk Sanayii’nin ilk ve planlı kuruluş safhası olarak bakılabilir.
Bu devrede yapılan yatırımlar hep devletçilik ilkesi adı altında yapılmıştır. Programın finansmanı geniş ölçüde vergiler iç istikraz ve devlet bankalarının kredileri tarafından karşılanmıştır. Bu dönemde sadece iki dış yardımdan faydalanılmış 1934 yılında Rusya’dan 8 milyon dolar 1938’de de İngiltere’den 13 milyon sterlin borç sağlanmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusun % 80’i tarımla uğraşıyor ve milli gelirin yaklaşık yarısı tarımdan sağlanıyordu. 1925 yılında aşar kaldırıldı ve köylüye bedeli 20 yılda ödenmek üzere toprak dağıtıldı.
1927 yılında sanayi kuruluşlarını teşvik ve koruma amacıyla Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkartıldı. 1933 yılında SÜMERBANK kurulmuştur. 1935’te MTA kuruldu.
Karayollarındaki asıl gelişmeler 1948 ve onu izleyen yıllarda olmuştur. Bunun nedeni ise demiryolu politikasına önem verilmiş olmasıdır. Lozan ile Türk karasularında gemi işletme hakkı Türklere bırakılmıştır. Yolcu taşıma devlet tekelin bırakılmış yük taşıma ise devlet ve özel teşebbüs tarafından gerçekleştirilmiştir. 1938’de Denizbank 1939’da Devlet Denizyolları Umum Müdürlüğü ve daha sonra da Denizcilik Bankası kurulmuştur.
Cumhuriyet döneminde ilk açılan Hemşire Okulu (1925) Kızılay Hemşire Okulu’dur.


Benzer Konular:

___----____
__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ataturk sosyal bilimler, ataturkun, bilimlerin, calismalar, gelismesine, sosyal, yaptigi, yonelik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:23 AM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0