Array
Geri git   GençMekan > HOBİLER > Hayvanlar Alemi > Güvercinlerim


GüverCin IrkLarı ve ÖzeLLikleri


Konuya Davet EdilenLeR

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-04-2008, 11:00 PM   #1 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.507
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart GüverCin IrkLarı ve ÖzeLLikleri

AZMAN Azmankısa gagalı uçucu ırkların içerisinde Denizli'de en yaygın ırktır. Bangoda görülen köşeli kafa yapısıpatlak ve dışa çıkık gözler Azman ırkında görülmez.Bangolara oranla daha uzun boylu sivri uçlu kanat yapısına sahip ve uçucudurlar.
Kafa yapısı incelendiğinde başın öne doğru bombe yaptığı ve iki göz arasından gaga ucuna doğru bir üçgen oluşturduğu görülür.Gaga bangolara oranla uzundur. Gözler normal büyüklüktedir ve her renkte görülebilmektedir. Dayanıklı bir bünyeye sahip azman ırkı çok iyi bakıcılık yapar.Uzun ömürlüdürler.
Uçuşları sırasında birbirlerine çok yakınlaşarak grup oluştururlar. Kümes üzerinden neredeyse hiç ayrılmazlar ve pırıltı gösterildiğinde hızla kanatlarını kapatarak dalarlar.Bu özellikleri sebebiyle dolapçı ve döneklere refakatçi olarak uçurulurlar.Gruplarda belli bir sayı standartı aranmaz. Yavru azmanlar tecrübeli gruplar içinde alıştırılmalıdır.Eğer birkaç yavru beraber uçurulursa saatler sürecek bir gezintiye razı olunması gerekecektir.
Nesli takip edilmiş yavruları uçurduysanız pek korkmanıza gerek yok gezinti sonrası hiç yorulmamışçasına yuvaya döneceklerdir. Hemen her renkte görülebilen azmanların en beğenilen renk varyasyonu karakuyruklardır. Karakuyrukta kapak ( kuyruk altı beyaz tüyler ) olmamasına dikkat edilir.Ayrıca ciba ( kanat-kuyruk ) beğenilen ve aranan bir renktir. Denizli azmanlarında beyaz kuyruklu ciba bulunmaz.Kanat rengi neyse kuyruk renkleri de aynıdır.Son yıllarda değişik ırkların girişiyle beyaz kuyruklu cibalar da görülmeye başlanmıştır.Diğer beğenilen renkleri düz renklerçiller ve çakallardır Denizli'de yetiştirilen azmanlarda tepepaça ve tozluk görülmez.


Ülkemizde Bağdat Bağdadi Bağdadiye ve Bağdatlı adları ile bilinen bu güvercin ırkı Irak kökenlidir. Dünya da Bagdat Baghdad Bagdette gibi adlarla bilinmektedir. Günümüzde doğu ve güneydoğu bölgelerimizde yetiştirilmektedir. Ancak sayıları azalmıştır. Korunması için önlemler alınması gerekmektedir.
BAĞDAT

Dünyada ve özellikle de Avrupa’da köken olarak bu ırktan kaynaklanan çeşitli tipte Bağdat güvercinleri bulunmaktadır. Bu güvercinlerle bizim yetiştirdiğimiz Bağdat güvercinleri arasında köken olarak kan benzerliğinin dışında belli bir benzerlik yoktur. Ülkemizde yetiştirilen Bağdat güvercinleri daha çok Suriye Bağdatlarına benzemektedir.
Bağdat güvercinlerini bir yere yuva yaptıktan sonra başka bir yere alıştırmak imkansız gibidir. Aradan 10 yıl geçse bile bıraktığınızda ilk yuvasına geri döndüğü söylenmektedir. Bu özellikleri onları gerçekten de çok değer verilen bir güvercin haline getirmiştir. Ülkemizin batı bölgelerinde Irak yöresinden ve Doğu bölgelerimizden getirilen güvercinlere genel olarak Bağdat adı verme gibi yanlış bir eğilim olmakla birlikte Bağdat adı gerek doğu ve güneydoğu gerekse diğer bölgelerimizde ayrı ve kendine özgü özellikleri olan bu ırkı karakterize etmektedir. Bazen posta güvercinlerine Bağdat denildiği de olmaktadır. Bağdat güvercinleri eski dönemlerde posta güvercini olarak kullanılmış olmakla birlikte bugün bildiğimiz posta güvercinleri ile ayrı ırkları temsil etmektedirler. Yöresel olarak “Posta Burunlu” ve “Homoma” gibi adları vardır.
Bağdat’ın Osmanlı devleti topraklarına katılması 1534 yılında Kanuni döneminde olmuştur. Daha sonra bir ara tekrar İranlıların eline geçen Bağdat son olarak 1639 yılında 4. Murat devrinde yeniden alınmıştır. Hata 4. Murat Bağdat’ı almasının anısına İstanbul’da bugün Topkapı sarayı içinde bulunan ünlü Bağdat köşkünü yaptırmıştır. Bağdat güvercinlerinin Osmanlı dönemi öncesinden beri Irak’da yetiştirildiği bilinmektedir. Osmanlı döneminde de bu güvercinler bölgede yetiştirilmeye devam edilmiş ve geliştirilmişlerdir. Bu güvercinler eski dönemlerde tüm çevre bölgelerde değer verilen ve bilinen bir güvercin ırkıdır. Bir çok kaynakta adından bahsedilen bu güvercin ırkı için dönemin en değer verilen ve en pahalı kuşu olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Daha çok haberleşme amaçlı kullanılan bir kuştur. Uzun uçması ve yuvasına bağlılığı onu iyi bir posta güvercini haline getirmiştir. Oyunlu bir kuş değildir takla atma gibi özellikleri bulunmaz. Anadolu’da eski devirlerde salma kuşu olarak kullanılmıştır. Salma kuşları genel olarak belli bir uzaklığa götürülüp bırakılan ve yuvasına ne kadar kısa sürede dönerse o kadar değerli kabul edilen güvercinlerdir. Anadolu’da Osmanlı döneminden beri devam eden eski bir gelenek olan salma yarışlarında kullanılan güvercinler genellikle bu ırkımızdır. Salma yarışları farklı kuşçuların kuşlarını belirlenen uzak bir noktadan aynı anda bırakmaları ile başlar. Kimin kuşu yuvasına daha önce dönerse o kuşçu yarışı kazanmış sayılır. Kuşların bırakıldıkları uzaklıklar 50 – 100 km arasında değişmektedir. Evliya Çelebi Bursa’dan bırakılan Bağdat güvercinlerinin İstanbul’a hemen ulaşabildiklerini söylemektedir. Bu güvercinler hakkındaki en eski bilgileri 1650’li yıllarda Bağdat’ı ziyaret eden Evliya Çelebi’den almaktayız. Evliya Çelebi bu güvercinlerden övgü ile uzun uzun bahsettikten sonra Bağdat’ta bu güvercinlerin kökenini araştırarak bizlere çok değerli bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgilere göre Bağdat güvercinlerinin geçmişi oldukça eskilere kadar gitmektedir. Bağdat’ta bulunan “kuşlar kalesi” denilen kalenin içinde yer alan eski kilisedeki papazların bu kuşları haberleşme amacı ile kullandıklarını bu geleneğin onlardan sonra Bağdatlı tüccarlar tarafından devam ettirildiğini ve geliştirildiğini belirtmektedir. Bu kuşların o dönemde Mısır Dimyat İskenderiye Cezayir Tunus Fas Merakeş Yembu Cidde Mekke ve Yemen’de beslendiğini gene Evliya Çelebi’den öğrenmekteyiz. Bu güvercinler o dönemde Şam’a Mısır’a Halep’e Hind ve Sind’e götürülüp sırtlarına kağıtlar bağlanıp bırakılıyorlar ve buralardan Bağdat’a geri geliyorlardı.
Bağdat güvercinleri normal güvercinlere göre daha iri bir ırktır. Vücut ağırlıkları 500 - 600 gramdan aşağı olmaz. Bir kilo gelenleri de bulunmaktadır. Gaga uzun ve kalındır. Burun delikleri belirgindir. Burunun üzeri etli olur. Burun üzeri eti büyük olanlar daha tercih edilirler. Ayaklar paçasız olup büyük ve kırmızı renklidir. Ayak parmakları dikkati çekecek kadar uzundur. Göz rengi turuncu veya kırmızı olup gözler büyüktür. Kırmızı göz rengi bu güvercinlerde makbuldür. Göz çevresi tüysüz kırmızı ve kabarık etlidir. Boynu uzun ve aşağı doğru yay çizer vaziyette kartal görünüşlü bir güvercin ırkıdır. Bu güvercinler gerdanlı olurlar. Her rengi olmakla birlikte çoğunlukla siyahtır. Siyah üzerine dağılmış şekilde farklı renkleri üzerinde taşıyan tipleri yaygındır.
Günümüzde Anadolu’da eskisi kadar yaygın değildir. Hatta tükenmiştir denilebilir. Özellikle doğu ilerimizde ve güneydoğu Anadolu’da bulunabilen bir ırktır. Bu ırkımızın da nesli tehlike altındadır. Acilen korumaya alınıp geliştirilmesi gerekmektedir.





BANGO
Güvercin soylarından çok geniş kapsamlı bir türdür. Bu tür diğer güvercin türlerine göre daha ufak olmasıyla bilinir.Soyu 8.yüzyılda Afrika'dan gelmektedir.
Vücudu ve renkleri bir harmoni oluşturarak mükemmel uyumlu bir görüntü oluşturur.Kafa büyük vücut orantısına ve büyüklüğüne göre kısa kalın bir gaga yapısı vardır. Ağız geniş ve gaga toplu iğne başı görüntüsündedir. Gözler patlak göz çerçevesi beyazdır. Göğsünde gül bulunur.Ayaklar çıplak ve kısadır. Bango ismi Galeba ismi verilen martılara benzediği için verilmiştir. Almanya'da KRAUSENTAUBEN İngiltere'de CORTBECKS olarak isimlendirilmişlerdir.
RENKLER:
Kırmızı siyah mavi sarı renkleri vardır. Vücutları beyaz kanat ve kuyrukları renklidir.
UÇUŞ ÖZELLİKLERİ:
Bangolar uçuş özelliğinden çok güzellikleri için beslenirler. Düz uçumlu olup yüksek uçar ve kümesinden pırıltı verildiğinde hızla aşağıya dalarlar. Bu özelliğinden ötürü özellikle dönek besleyen kişiler döneklerinin daha randımanlı dönebilmesi için mutlaka bir bango ile birlikte uçururlar. Bangolar yaklaşık 1- 15 SAAT uçarlar. Kendi kümesinden kuş gösterildiğinde hemen dalışa geçer ama kesinlikle bir başkasının kümesine bu refleksi göstermez. Kolay kolay yakalanmazlar. Döneklerse tam tersine aşağıdan verilen her pırıltıya reflekslidirler.Bangoları genelde ılıman iklimi olan bölgelerde beslemek daha doğrudur. soğuk bölgelerde hem sağlıklı üreyememekte hemde sağlık problemleri ile sık sık karşılaşılmaktadır. Türkiye'de özellikle İstanbul ve İzmir'de beslenmekte olup eskiden bir çok ilde beslenmekteydi.Aynı nesil Bulgaristan'da da beslenmekte olup KABAK ismi ile tanımlandırılmaktadırlar. Avrupa'da ise en çok Berlin'de beslenmekte olup orada da BERLİN BANGOSU olarak adlandırılmıştır. Bu Bangolar genelde mavi kanat olup üzerinde siyah şeritler bulunmaktadır.
BESLENMESİ:
Bangolar uçmayan kuşlara ait besin reçetesi ile beslenmelidirler. Aşağıda bu reçete belirtilmiştir. Bezelye 30% Fiğ 10% Soyulmuş arpa 20% Küçük mısır 6% Süpürge tohumu 4% Buğday 10% Darı 20% Bangoların vücutları küçük olduğundan günde 25 gr. yem beslenmeleri için yeterli olmaktadır. Dönek kelebek taklacı posta gibi orta büyüklükteki güvercinler ise 30-35 gr. Bağdat ve göğüs şişiren kuşlarsa 50-55 gr. yem ile beslenebilirler.


Benzer Konular:

___----____
__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-04-2008, 11:01 PM   #2 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.507
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart

B U R S A
Bursa ilimizden adını alan bu güvercin ırkı Bursa'dan başka ağırlıklı olarak İstanbul İnegöl Mustafa Kemal Pasa ve Afyon yörelerinde yetiştirilmektedir. Yerel ismi Oynar olan Bursa ırkı Osmanlı Devleti zamanında da yetiştirilmiş bir ırktır. Özellikle Bursa'da babadan oğula devretmiş 60-70 yıl öncesinden günümüze kadar nesilleri takip edildiği bilinen Bursa ailelerine rastlamak mümkündür.
Başlıca renkleri ; siyah kanat akkuyruk akkanat akkuyruk ve beyaz olan Bursa ırkının (renk tanımlarını sayfanın altında bulabilirsiniz) 12 tel kuyruk yapısı ve kuyruküstü yağ bezesi bulunur.
Bursa bu özellikleriyle Mülakat ve Çakal ırkından hemen ayrılır. Kuyruğun alt ve üst kapakları siyah olmalı yalnızca 12 tel kuyruk ve altındaki ince kapak beyaz bulunmalıdır. Siyah kanat akkuyruklarda beyaz gaganın ucundaki siyahlık tercih edilirken akkanat akkuyruklarda ise kanat uçlarındaki beyaz teleklerin 7-7 formunda olmasına dikkat edilir. Dik duruşlu neşeli ve hareketli bir yapıya sahiptirler. Orta irilikteki vücut yapısında geniş ve dışa çıkık bir göğüs uzun ve kalın yapılı beyaz bir gaga ilk dikkati çeken özelliklerdendir. Kanatları vücuduyla orantılı olarak normal uzunluktadır. Burun üzerinden başlayan alın yapısının öne doğru çıkık olması yine önemli bir özelliktir. Göz çevresindeki etli yapı kesinlikle beyaz ve belirgin olmalıdır. Sari veya kırmızı etli göz çevresi istenilmez. Göz rengi de çok önemli olup beyaz veya mavimsi beyaz olmasına dikkat edilir. Bursa ırkının taşıdığı siyah renk tonuna hemen hemen başka hiç bir güvercin ırkında rastlanılmaz. Hatta diğer güvercin ırklarındaki parlak siyah renk tarif edilirken Bursa kusu gibi ifadesi çokça kullanılır. Yanar-döner çok parlak bir siyah rengi yine başka hiç bir güvercin ırkında rastlanılamayacak kadar kırmızı ayaklar taşır. Beyaz tırnakların standart olduğu ayaklarda bilekten asağısının temiz yani kesinlikle tüysüz-tozluksuz olması gerekir. Biçimsel özellikleri keskin elemelerden geçirilen Bursa ırkı makaraci ırklarımızdan biridir. Sakin karakteri uçuşa geçeceği anda telaşlanmasıyla değişir. Sert kanat atışlarıyla çok farklı Yüksekliklerde alışmaya bağlı olarak yaklaşık4-5 saat uçar. Ortalama 10 güvercinlik gruplar halinde uçurulurlar. Birbirlerini takip ederler ama biraz mesafe aralığı vererek kısmen dağınık uçarlar. Yanlarına refakatçi verilmez pırıltıya duyarlılıkları yoktur. Bu yönüyle havada kontrol edilmeleri zordur. Salmalarından oldukça açılabilirler. Diğer salmalara ve havada karşılaştıkları diğer gruplara aldırış etmeden gezerek uçarlar. Salmalarına inmelerine yakın veya çok yüksekteyken makaraya girerler. Bulut yüksekliginde makaraya girdiklerinde grupta kısmi bir dagılma görülürken ortalama 1-5 arası kombinasyonlarla makaraya girmeleri seyretmeye deger bir görüntüdür. Kanat döverek veya uçus sırasinda aniden başları tam kuyruk üstüne gelecek sekilde kanatları açık pozisyonda makaralarını sergilerler. Yere inislerinde zorlanırlar salmalarının üzerinden bir kaç teget geçme sonrasında aniden iniş yaparlar.Havada sergiledikleri bir baska farklı görüntü ise ani yükselti degistirmeleridir. Yükseklerdeyken aniden kanat atarak 45 derecelik açıyla dalmaya benzer bir hareket göstererek hızla alçalırlar sonra tekrar hızla yükselmeye baslarlar. Sahin veya atmaca saldırısı anında bu özelliklerini kullanarak onlardan ustalıkla uzaklasabilirler.Bursa ırkı alıştığı salmadan başka hiç bir salmaya itibar etmezken satıldığı yere çok çabuk alışır. Yalnız bir kerelik alıştırma egitimi dahi Bursa ırkının sadık uçucu olması için çoğu kez yeterlidir. Uçus egitimi alanların 45-50 km. mesafeden evlerine dönmeleri beklenir. Buradan anlaşılacağı gibi yavrular uçus egitimi alırken ve sonrasında pek problem çıkarmazlar. Bakımı kolay olan Bursa ırkının dayanıklılığı ve mükemmel yavru bakımı yetistiricisine sagladığı avantajlardandır.Bursa yetistiricileri çok hassas kriterlerle ırkı muhafaza ettiklerinden dolayı bugün arı ve mükemmel ailelere rastlamak ülkemiz yetistiriciliği adına gurur vericidir.
KARABAS: Sadece kanat-kuyruk beyaz ve kafa siyah ise.
KARAKANAT : Sadece kuyruk tüyleri beyaz ise.
AKMAN : Kafa döneklerdeki gibi tamamen kesme beyaz ise.
ABRAS : Kafadaki beyazlık alında ise.
KILITLI : Beyazlık gözden göze serit gibi birleşirse.
SÜRMELI veya ÇEKMELI : Beyazlık göz hizasından kafanın arkasına doğru giderse.
NOKTALI- MUSKALI- YASMAKLI : Kafada gaga altında beyazlık varsa beyazlığın büyüklüğüne göre sırayla (azdan çokluğa) Noktalı Muskalı Yasmaklı ismini alır.Mavi renkli olanlar ayrı bir irk olup;MÜLAKAT . Mülakat uzlaşma anlamındadır. Yabani güvercinle Bursa OYNAR'in eşleşmesi ile elde edildiği sanılmaktadır.








ÇAKAL
Makaracı ırklarımızdan biri de Çakaldır. Ülkemizde “Çakal” adı ile bilinen bu güvercinler dünya üzerinde “Çakal Roller” “Cakal Roler” “Rouleur de Cakal” gibi adlarla tanınmaktadır. Eski kuşçuların “Nalbant” da dedikleri bu kuşları eski dönemlerde Bursa’da çoğunlukla atlara nal çakılması işinde çalışan esnaflar yetiştirirmiş.
Nalbant adı buradan geliyor. Ancak günümüzde kullanılan ve bilinen bir isim değildir. Çakal adı bu kuşların renk olarak çakal (Canis aureus ) benzemeleri nedeni ile bu kuşlara verilmiştir. Bu güvercinler gerçekten de kızılkahve ve pas rengi olurlar. Çakal adlandırması ülkemizde bu renge sahip diğer kuşlarda da örneğin kelebek ırkında da kullanılmaktadır. Bu durum kısmen bir karışıklığa neden olmaktadır. Bunun yanı sıra genel olarak kuşçularımız arasında Çakal ırkını Bursa ırkının bir renk tipi gibi algılama eğilimi yaygındır. Gerçekten de bu iki ırk birbirinin renk tipi olabilecek kadar benzerdirler.
Çakal ırkı günümüzde hızla azalmıştır. Ülkemizde yetiştirildiği bölgeler olan Marmara ve Trakya’da eskisi gibi fazla ilgi görmemesi sonucu giderek kaybolmaya yüz tutmuştur. Yurdumuzda bu bölgeler dışında zaten rastlanmadıklarını söyleyebiliriz. Bugün ne yazık ki korunması gereken ırklarımız arasına girmişlerdir.
Tekirdağ / Çorlu’dan Tayyar Başaran adlı yetiştiricimizin bu ırkı eskiden beri geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir. Gene Edirne’den Metin Ayaz adlı yetiştiricimizin Çakal ırkı üzerine çalıştığı bilinmektedir. Performans ırlarımızdan biri olmasına karşın son dönemlerde daha çok renk ve şekline bakılarak alınıp satılmaya başlaması sonucu uçuş özellikleri gerilemiştir. Hatta Doç. Dr Türker Savaş bugün bu kuşların neredeyse hiç uçmadıklarını belirtmektedir. Bu durum kuşkusuz yetiştiricilerin tutumu ile yakından ilgilidir.
Bu kuşların Ankara’daki tek yetiştiricisi olan Zeki Güleröz 1974 yılından beri aynı damarı koruyarak gelmektedir. Kendisinin kuşlarını uçarken seyrettim. Oldukça uzun uçtuklarına şahit oldum. Hatta geçenlerde ilginç bir olay yaşadık. Bursa ırkı ile birlikte akşamüzeri 17.00 de uçurduğumuz Çakallar bir süre uçtuktan sonra nokta yüksekliğine çıktılar ve saat 20.00 gibi gözden kayboldular. Ancak dürbün ile izleyebiliyorduk. Saat 21.00 de hava karardı ve yaklaşık 20 kuşluk filo geri gelmedi. Kuşlar ertesi gün sabah havanın aydınlanması ile birlikte teker teker geri dönmüşler. Geceyi nerede nasıl geçirdiklerini bilmiyoruz.
Çakal ırkının tarihi geçmişi ve özellikle de ne zamandır yetiştirildiği hakkında bir belgeye sahip değiliz. Bu konudaki bilgilerimiz eski kuşçuların söylediklerine dayanmaktadır. Söylenenlere göre bu güvercinler Şehremini ve Kocamustafapaşa kuşları olarak da bilinmektedirler. Bu iki semt İstanbul Fatih’te birbirine komşudur. Bu kuşlar eskiden bu semtlerde yoğun olarak beslenirmiş. Eski adı Samatya olan Kocamustafapaşa semti İstanbul’da eskiden azınlıkların ve özellikle de Rumların yaygın olarak oturdukları bir semtti. Samatya adı Rumca olduğu için değiştirilerek sonradan Kocamustafapaşa adı koyulmuştur. Irkın kökeni ve ülkemize nereden geldiği konusunda kesin bir bilgi sahibi olmamakla birlikte büyük bir olasılıkla Rumlar kanalı ile Balkan ülkelerinden ya da diğer Avrupa ülkelerinden yurdumuza gelmiş olabilirler. Bu bilgiler ışığında Çakal ırkının yurdumuzda İstanbul kökenli olarak geliştiğini ve yayıldığını söyleyebiliriz.
Türk güvercin ırklarını tanıtan Almanca bir kaynakta da bu güvercinlerin 100 yıldır ülkemizde tanındığı belirtilmektedir. Çakal güvercinleri dış görünüş olarak Bursa ırkına çok benzerler. Gagaları Bursa güvercinlerine göre biraz daha kısa ve incedir. Ayaklarda paça bulunmaz. Ayakların dirsekten aşağısı tüysüz olur. Tepelilik özellikleri yoktur. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınır. Gözler açık çakırdır. Göz çevresi halkası biraz belirgin ve açık renklidir. Vücut olarak büyüklükleri Bursa kuşları ile hemen hemen aynıdır.
Çakal ve Bursa arasındaki en belirgin fark kuyruk telek sayısı ve kuyruk üstü yağ bezesi konusundadır. Çakallarda kuyruk telek sayısı 14 ve bazen de 16 olabilmektedir. Kuyruk üstü yağ bezeleri bulunmaz. Bursalar da ise telek sayısı 12 dir ve kuyruk üstü yağ bezesi bulunur. Kanatlarda ki beyaz teleklerde 7 ye 7 formu aranılan bir özelliktir. Kuyruk teleklerinde renkli tüy bulunmamalıdır. Kuyruğun alt ve üst kapakları düzgün biçimli ve renkli tüylerden oluşmalıdır. Kuşun renkli olan bölümlerinde ve özellikle karın altında ve kafa üzerinde beyaz tüyler olmamalıdır.
Bu güvercinlerin renk olarak sarı ve kırmızı olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Her tipin ise akkuyruk ve akkanat akkuyruk olarak iki ayrı çeşidi vardır.
Sarı : Pas rengi olarak tanımlayabileceğimiz renkteki kuşlardır. Akkuyruk olanlarda kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olur. Arada farklı renk tüy olmamalıdır. Akkuyruk akkanat olanlarında ise kuyrukla birlikte kanat telekleri de beyazdır. 7 ye 7 formu ideal kabul edilir arada renkli telek bulunmamalıdır.
Kırmızı : Sarılara göre daha koyu tonlu olurlar. Kızıla yakın bir kırmızı renge sahiptirler. Akkuyruk olanlarda kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olur. Arada farklı renk tüy olmamalıdır. Akkuyruk akkanat olanlarında ise kuyrukla birlikte kanat telekleri de beyazdır. 7 ye 7 formu ideal kabul edilir arada renkli telek bulunmamalıdır.
Çakal ırkı uçuş özellikleri bakımından makaracı ırların bütün özelliklerine sahiptir. Son yıllardaki uçuş performansındaki gerilemeye karşın aynı Bursa ırkı gibi uçar. Makara yapma ve uzun uçma özellikleri vardır. İyi bir Çakal 3 - 4 saatten aşağı uçmaz.








DOLAPÇI
Türkiye'de Denizli dışında pek çok bölgede dolapçılara dönek denildiğini biliniyor ancak Denizli'de dolapçı ve dönek kesin olarak ayrılmaktadır.Bu ayırım Denizli'li yetiştiriciler tarafından uzun yıllardır yapılmakta ve isimlendirilmektedir.
Dolapçı ırkını karşılaştırmalarla tanıtmak gerekirse yapıları itibariyle Dönekler ile hava oyunları itibariyle Kelebekler ile karşılaştırmak gerekir.
Döneklere oranla kısa boylu kısa bacaklı fakat basık yapılı döneklere oranla dik duruşludur. Hemen her renkte görülebilen dolapçılarda gaga renkleri kuşun renk yapısına göre değişir. Ayrıca örneğin siyah bir dolapçıda hem beyaz hem siyah gaga rengine rastlanılabilir.Yabani (sarı) dahil her çeşit göz rengi bulunabilir.Erkekler daima kanatlarını kuyruk üzerinde taşırken dişilerde kuyruk altında taşıyanlara rastlayabilirsiniz.14 tel (bazen 16) kuyruk sayısına sahip dolapçılarda kuyruk düzeni aranılan bir özelliktir.Irk olarak kuyruküstü yağ bezesi olmayanların daha iyi netice vereceğine inanılır.Hastalıklara açık döneklere oranla çok daha sağlıklı olan dolapçılar yine döneklere oranla daha iyi bakıcıdırlar.
Dolapçı Denizli'de grup uçucusudur. Yine grup olarak uçurulan Azmanların biraz üzerinde veya kısmen içinde uçarlar. Grup yalnız dolapçılardan oluşuyorsa kümes üzerinden ayrılmayan bir düzenle biraz dağılarak hızla yükselirler. Azmanlar gibi birbirlerine çok yanaşık uçmadıkları gibi Kelebeklere oranla havada çok fazla dağılmazlar.Kanat atışları döneklerden daha serttir.Döneklerde görülen pırıltıya aşırı duyarlılık dolapçılarda pek görülmez. Kumru yabani güvercin veya başka kümeslerden verilen pırıltılar dolapçıyı kolay kolay şaşırtmaz. Öyle ki Denizli'de 15-20 km. mesafeden yarışma amacıyla bırakılarak denenmektedirler. Akıllı nesiller Denizli'li kuşçular tarafından sıkıca takip edilmektedir. Bunun bir sebebi her akşam üzeri grupların havada birbirleriyle karıştırılmasıdır. Oyun kaabiliyeti ne kadar ideal olursa olsun iyi bir dolapçı aynı zamanda kümesine sadık olmalıdır.
Dolapçı ne kadar yüksekte olursa olsun kümesinden pırıltıyı gördüğünde derhal yıkılır. Burun üzeri kanatları tam açık spiraller çizerek hızla kümesinin bulunduğu noktaya dalar.Spiraller ne kadar dar ve hızlı olursa o kadar beğenilir ve seri dolap olarak adlandırılır.Geniş spiraller çizen ve yavaş alçalanlara fırtıkçı adı verilir beğenilmezler.Dönekte görülen bir kaç metrelik kesintisiz pervane dönüşü dolapçıda görülmez. Kelebek dalışından çok daha seri ve hızlı bir dalışla alçalır. Bilindiği gibi dönek kanatlarını toplayarak veya hafifçe aralayarak bir kaç metre boyunca düz bir hatta hızla fırıldak gibi döner ve belli bir açı veya yükseklik ister. Dolapçı spiralleri takip eder açı veya yükseklik seçimi yapmaz.Döneklerle melezler dönmeye yakın oyunlar yapsa da dönüyor sayılmazlar.
Sakin yaratılılışlı döneklere oranla daha ürkek olan dolapçıların yavruları uçuşa alıştırma esnasında kollanmalıdır. Gruplar eşliğinde alıştırılmaya başlatılan yavrular çok çabuk uyum kazanırlar.Başka filolarla çarpışmaya girmeden bir kaç tecrübe geçiren yavru daha sonra güvenilir bir uçucu olacaktır.
En beğenilen renkleri sütbeyazyamalıçil ve akkuyruklardır. Döneklere has akbaş-akkuyruk renklerine çokça rastlanılır.Son yıllarda Denizli'de görülen tepelileri Yugoslav kuşları ile melezlenmiştir.Bacaklarında tozluk veya paça bulunmaz.
Osmanlı Devletinin balkanları fethiyle beraber varlıklı Türk ailelerinin anadolu üzerinden Dönek ırkını beraberlerinde götürdüklerini biliyoruz. Bu gün hala balkan ülkelerinde en iyi dönek yetiştiricileri yaşlı Türklerdir.Çeşitli kaynaklarda bu bilgiler yer almaktadır. Cumhuriyetimizin kurulışundan sonra mübadele yıllarında tekrar geriye dönen Türk aileleri dönek ırkını yanlarında geri getirmişlerdir. Denizli'ye döneklerin getirilişinin bu yolla olduğu bilinmekle beraber dolapçıların çok daha önceleri güvercinliklerde bulundukları bilinen ve söylenen bir gerçektir. En büyük olasılık bu iki ırk uzun yıllar ayrı kalan akrabalardır.












İSKENDERUN
İskenderun Bağdat ırkları içinde en ilginç ve benzersiz olanıdır. İngiliz Carrier Fransız Bagdat Steinheim Bagdat İspanyol Bagdat zaman içinde bazı melezlemelere maruz kalmıştır İskenderun ırkı ise saf bir ırktır.
Aldrovani 1610 Willoughby 1676 ve John Moore 1735 yıllarında yazdıklarında Iskenderun ırkını uzun kıvrık gagalı kuvvetli bir ırk olarak tanımlamışlardır. Bu ırkın Ingilterede Scandaroon olarak ismini koyan John Moore'dir.
Almanlar bu ırkı Nurnberger Bagdette Pagadette Pavdotte Bagotten Pagadotten taube ve Hocker-taube gibi isimlerle isimlendirmişlerdir. Fransızlar ise Pigeon bagadais a grande morille ismini vermişlerdir. Bu ırkın Iskenderun diye isimlendirilmesinin sebebi Avrupaya Iskenderun limanından götürülmüş olmasudur. Araşturmalar bu ırkın Bagdat'tan Turkiye'ye getirildiğini göstermektedir. Almanya'nın guneyinde Nurnberg Erlangen Fuhrt ve Michelav Iskenderun üreticilerinin yoğun olduğu bölgelerdir. Ilk Alman Iskenderun güvercin cemiyeti 1895 yılında kurulmuş 35 üyeyle katıldıkları National Show'da 170 Iskenderun sergilenmiştir. Amerikada 1950 yılında George Neuerburg'a (N.P.A Master Breeder Certificate) Amerikanın en usta Iskenderun üreticisi unvanı ve diploması verilmiştir.
İSKENDERUN IRKINA AİT STANDARTLAR
1- Boyu ucundan kuyruk bitimine kadar 42--43 cm'dir. 2- Gagası 4 cm'dir aşağıya doğru kıvrıktır. 3- Gaga üzerindeki kopuk çapı 3 cm'dir. 4- Gözlerinin etrafındaki kırmızı dairenin çapı 12—15 milimetredir. 5- Bacakların uzunluğu 11-12 cm'dir. 6- Kanatlar açık olduğunda bir uçtan diğer uca uzunluğu 74 cm'dir. 7- Ağırlığı aç haliyle 590 gramdır. 8- Göz rengi tüm parçalı renklerde ve düz beyazlarda SIYAH'tır. Diğer renklerde koyu kırmızı turuncu'dur. 9- Parçalı olanlarda gözlerinin altından gagaya doğru uzanan bıyık diye tabir edilen kısım vardır. Bunlar yüzün her iki tarafında da olmalıdır.
İSKENDERUN ÜRETİMİ
Üretimi diğer ırklara göre daha zahmetlidir. Bu kuşlarda döllenme yumurtaya yatmama gibi problemler görülmez. Problem yavrular yumurtadan çıktıktan iki hafta sonra başlar yavruların gagaları uzadıktan sonra anaç Iskenderun çift yavrularını besleyemez hale gelir. (çok ender olarak besleyenlerde görülmüştür.)Ureticiler bu zorluklardan dolayı yumurtaları posta güvercinlerinin ya a Magpie (orta doğu ülkelerinde bu ırka yahudi deniliyor) ırkı güvercinlerin altına aktararak çıkan yavruları üvey anaçlara besletirler bu yapılsa bile üretici zaman zaman yavruları yuvadan alıp kendisi beslemek zorunda kalır. Posta güvercinleri bu cinsi en iyi besleyen ırktır.
RENKLERI
Iskenderun'un düz renkleri; Beyaz Siyah Kırmızı Sarı'dir. Gri veya Küllü dediğimiz renkler siyah kuşaklı olur.Parçalı diye tabir ettiğimiz çift renkli olanları ise Beyaz üzerine Kırmızı Siyah Sarı Gri renklerden oluşur. Bunlar düz renklere oranla daha populer'dir. Gözlerinin alt kısmında gagaya doğru uzanan yamalar (bıyık)olur.Iskenderun sert tüylü güvercinler sınıfına girer. Hızlı uçar vücudu ve kanatları kuvvetlidir. Filo uçucusudur. Turkiye'de eski yıllarda Iskenderun ve Tarsus bölgelerinde popüler olduğu bilinmektedir.












KELEBEK
Anadolu'ya has bu güvercin ırkı herhalde tüm Türkiye'de aynı isimle tanınan tek ırktır. Zira diğer bir çok ırkın yerel adları yöreden yöreye değişiklik göstermektedir. Bunun yanı sıra Türkiye'de takla'dan sonra en çok tanınan ırktır.
Kökeni hakkında bilgi olmamasına rağmen yukarıda saydığım nedenlerle çok eskiye dayandığını söyleyebilirim. Hatta DönekMakedon döneği ve Vuta (Wouta) gibi dalıcı kuşların köken ırkı olduğu konusunda ciddi kuşkularım var.
Dönekten daha küçüktür ancak duruşu daha dik olduğu için yüksek yapılıdır.Genel anlamda vücut yapısıtüm uçucu kuşlarda olduğu gibi geniş göğüslü ve ayakları nispeten kısadır.Tam ters V görünümündeki kuyruk genellikle 14 telekten meydana gelir.12'den fazla telekli kuyruklu olan hemen hemen tüm ırklarda olduğu gibi kuyruk üstü (yağ bezesi) yoktur.Kanatlar daima kuyruğun üzerinde taşınır.Uçuş sırasında döneğin sivrimsi görünen kanatlarına nazaran kelebeğin kanat uçları yuvarlakımsı olur.Orta uzunlukta gagaya sahip olan bu kuşlarda kafa yapısı döneğe nazaran biraz daha köşelidir.Yine döneğin belirsiz boynuna nazaran kelebeklerde boyun belirgindir.Göz rengi siyah veya açık renkli (biz çakır diyoruzyeşilimsi sarı) olabilir.Bazılarında bir göz siyah diğeri açık renkli olabildiği gibi yarısı siyah diğer yarısı açık renkli gözlü bireylere de oldukça sık rastlanmaktadır.Ayakları daima paçalıdır.Kısa paça parmakları güzelce örter.Alman kaynaklarında kelebeklerden tepeli yavruların elde edildiği belirtilmişse de bu ırk tepesiz olarak tanınır.
Bu ırkın tüy rengi belirgin olarak yetiştirildiği yöreye bağlıdır.Genellikle alaca renkte olan bu kuşlarda düz renklerde görülebilir.Günümüzde Türkiye'de bu ırkta renk harmonisine çok önem verilmektedir.Kafa ve kuyruk renkli diğer yerleri beyaz olanlar renklerine göre kara kafa kara kuyrukmavi kafa mavi kuyruk veya altınbaş (kafa ve kuyruk kırmızı olanlar) olarak adlandırılmaktadırlar.Ancak bu rengin saf olarak yetiştirilmesi mümkün değildir (bu renkte homozigoti mümkün değil).Bir çift kafa ve kuyruk renkli kuşlardan düz renkli ve beyaz yavrularda elde edilmektedir.Bir düz renkli ile bir beyazdan ise genellikle kafa ve kuyruk renkli yavrular elde edilmektedir.Düz renklilerin kendi aralarında çiftleştirilmelerinden ise düz renkli yavrular elde edilmektedir.Yalnızca renkli kuyruklu olanlarına da oldukça sık rastlanılmaktadır.Renkli kuyrukluların yine büyük bir kısmında ensede leke yada gaga başlangıcında renkli çizgiler (bıyık) veya gaga altında büyükçe leke (sakal) bulunmaktadır. Solo uçuculuklarıyla tanınırlar.Kalabalık olarak uçurulduklarında arı oğulu gibi karmakarışık uçarlar.Genellikle altlarında uçan kuşlara göre kendilerini yönlendirirler.Uçuş süreleri antremana bağlı olarak yarım ile iki saat arasında değişir.Bunlarda start aldıklarında dönekler gibi çok çabuk yükseklik kazanırlar.Bazı yörelerde yüksek uçuculuklarının tutulmasından dolayı dönekten farklı olarak çok yüksekte nispeten uzun süre kalabilirler.Hatta yükseklikten dolayı gözden kaybolmaları bile mümkündür
Aşağıdan kuş gösterildiğinde spiral şeklinde dönerek inerler.Dönüşleri dönekteki gibi pervane şeklinde ve yüksek devirde değildir.Dönüşlerini kendi kendilerine havada gösterirler.Bazıları takla da atmalarına rağmen takla arzulanmayan bir özelliktir.Yerde tavuklar gibidirler.Kendi kendilerine yerden kolay kolay kalkmazlar.










KARAKAN
Ülkemizde “yelpaze kuyruk” dünyada ise “fantail” olarak adlandırılan güvercin ırkları içersinde sınıflandırılan Gümüşkuyruklar kuyruk telek sayılarının fazlalığı ve kuyruklarının duruşu ile dikkati çekerler. Ülkemizdeki yelpaze kuyruk ırlardan biri olan Gümüşkuyruklar aslen Suriye kökenli güvercinlerdir. Suriye’de “Karakand” ya da “Hindi” adı ile bilinirler. Dünyada ise “Karakand Fantail” ve “Syrian Fantail” adı ile tanınmaktadırlar. Ülkemizde ise bu güvercinlere Gümüşkuyruk ya da Karakan denilmektedir.
Bu adlandırma Gümüşkuyrukların kuyruk teleklerinin tamamen beyaz olmasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten de bu güvercinlerde kuyruk teleklerinin tamamı beyazdır. Güvercinin rengi ne olursa olsun kuyruk daima beyaz olur. Vücudun diğer kısımları kuşun kendi rengindendir. Ülkemizde yerel olarak gez ve kırkkuyruk gibi adlarla da bilinmektedirler.
Bu güvercinler Suriye kökenli olmakla birlikte ülkemizde de hayli yaygındırlar. Bunun bir nedeni Suriye’nin eskiden Osmanlı devleti toprakları içinde bulunması sebebi ile her iki ülke arasında gerek tarihi gerekse coğrafi olarak bir çok ortak noktanın var olmasıdır. Osmanlı döneminden beri Arap yarımadası ülkeleri ve Suriye ile Türkiye arasında yoğun bir güvercin alışverişi yaşanmaktadır. Bu nedenle bu bölge ülkelerinin güvercinlerinin neredeyse tamamı ülkemizde de uzun yıllardır bilinmekte ve yetiştirilmektedir. Ülkemizde güneydoğu illerimizde yaygın ve değerli kabul edilirler. Yurt genelinde fazla yetiştirildiklerini söyleyemeyiz.
Gümüşkuyrukların düzgün ve yuvarlak bir başları vardır. Vücutları orta büyüklükte ve uzunluktadır. Gagaları siyah renkli ve ince olup orta uzunluktadır. Tırnaklar siyah renklidir. Gözleri fazla büyük değildir. Gözler inci rengi ve portakal tonları olurlar. Yelpaze kuyruk ırların çoğunda gözlenen boyun titretme hareketi bu kuşlarda da vardır ancak fazla değildir. Ayakları paçasızdır. Ayaklar kırmızı renkte olur ve biraz kısa gibidirler.
Bu güvercinler kanatlarını kuyruklarının üzerinde taşırlar. Bu taşıma şekli önemlidir. Aksi şekilde taşıma hareketi kuşun ciddi şekilde değer kaybetmesine neden olur. Bu güvercinlerde kuyruğun duruş şekli çok önemlidir. Kuyruk her şeyden önce zemine paralel olmak durumundadır. Yukarı kalkık ya da yeri süpüren bir kuyruk duruş şekli istenmez. Bazı gümüşkuyruklarda kuyruğun duruş şekli ters “V” biçimindedir. Bu şekilde kuyruğa sahip olanları “Kırktelli” ya da “Kırkkuyruk” adı ile adlandırılırlar. Kuyruktaki telek sayısı 16 – 22 arasında değişir. Bu sayılar arası normal olarak kabul edilir. Bu güvercinlerde kuyruk üstü yağ bezesi bulunmaz.
RENK ÇEŞİTLERİ
Alaca : Beyaz üzerine serpilmiş şekilde renklidir. Gaga ve tırnak siyahtır. Kuyruk beyaz olmakla birlikte bazen arada renkli telekler olabilir. Şeritsizdir.
Siyah ( Arap ) : Bütün vücudu siyah olup sadece kuyruk tamamen beyazdır. Gaga ve tırnak siyahtır. Şeritsizdir. Karagümüş adı ile de bilinir.
Gök ( mavi ) : Renk olarak taklacı güvercinlerdeki gök gibidir. Bu rengin kirlisi de bulunur. Gaga ve tırnak siyahtır. Bu güvercinlerin kanatları üzerinde iki sıra şerit bulunur. Kuyruklar tamamen beyazdır.
Kırmızı ve Sarı : Eğer gümüşkuyruklar bu iki renk iseler “Halebi” adı ile de adlandırılmaktadırlar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta Halebi adıyla bilinen ve sarı ile kırmızı renklerde gelen başka bir ırkımızın var olduğudur. Halebi ırkının da kuyruk teleklerinin tamamı beyaz olmakla birlikte kuyruk telek sayıları 12 den fazla olmaz ve bu kuşlar üst tepelidirler. Halebi ırkında kuyruk üstü yağ bezesi bulunur. Her iki ırkın birbirine karıştırılması gerekir.







HÜNKARİ
Güvercin beslemek Osmanlı toplumunun bir aile geleneğidir. Halkın güvercin sevgisi zamanla saray yaşamına da yansımış sarayın emri ile üç kıtaya yayılmış Osmanlı topraklarında yetişen çok farklı ırk ve nitelikteki güvercinler Manisa'da toplanmıştır.
İmparatorluğu yönetecek şehzadelerin padişahlık eğitimi gördüğü sancaklardan biri olan ve günümüzde de şehzadeler şehri olarak anılan Manisa'da geniş bir güvercin kolleksiyonu oluşturulmuştur.
Osmanlı padişahlarının kendine has özel bir güvercin yaratma isteği üzerine başlatılan melezleme çalışmaları sonucunda Hünkari güvercini türetilmiştir. Estetik açıdan dünyada en nitelikli ırk olarak kabül edilen Hünkari'ler doğal bir ırk olmadıklarından yetiştirilmeleri ve üretilmeleri özel ilgi beceri ve yöntem gerektirir.
Osmanlı yönetimi 1860'lı yıllardan itibaren değer verdiği yabancı misafirlerini onurlandırmak için Hünkarileri hediye etmeye başlamıştır. İmparatorluk sınırları içinde halkın beslemesine izin verilmeyen Hünkariler Avrupa'ya yayılmış daha sonra Amerika'ya geçerek aynı ilgiyi orada da görmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş sürecinde saraydaki güvercinler halk tarafından beslenip yetiştirilmeye çalışılsa da özel ilgi ve bakım isteyen Hünkari saray dışındaki yaşama uyum sağlayamamıştır.
Günümüz Türkiyesinde Hünkari ırkı kaybolma noktasındadır. Buna karşılık Avrupa ülkelerindeki güvercin tutkunları Hünkari'nin özel bakım ve üretim tekniğini çözerek ırkın gelişip korunmasını sağlamıştır.
Dünyada Orientall Frill olarak anılan Hünkariler Blondinette ve Satinette tipleri olarak iki gruba ayrılır. 12 renk çeşidi için Amerika ve Avrupa'da bu isimleri taşıyan dernekleri vardır. Estetik değeri en yüksek ırk olarak uluslararası yarışmalarda itibar görmektedir.
Diğer güvercin türlerinden farklı bakım ve yetiştirme tarzı istediği için Türkiye'de sınırlı sayıda bulunmaktadır. Güvercin besleyenlerin bir çift Hünkari bulunması Hünkari ırkının korunması için çok önemlidir.
Hünkari'lerin Üretilme Farklılıkları:
Kanaryadan küçük gagaları olduğu için Hünkari'ler yavrularını kendileri büyütemezler. Üremeleri özel ilgi ve teknikler gerektirir. Hünkari'ler yavrusuna düşkün büyük gagalı süt anneler tarafından büyütülür. Hünkari ile aynı günlerde yumurtlayan süt annenin altına konan Hünkari yumurtalarından çıkan yavruları sütanneler kendi yavrusu olarak büyütür. Sütanne olarak seçilen güvercinlerin hiç bir zaman kendi yavrusunu büyütmesine izin verilmez. Çünkü büyük gagalı yavru büyütmeye alışan sütanne bir daha küçük gagalı Hünkari yavrusu büyütmenin zahmetine katlanamaz ve öldürür.
Güvercin sever olarak içimize sinmese de bize has ırk olarak dünyada ünlenen Hünkari ırkının korunması ve geliştirilmesinin başka yolu yoktur.
Tayfun Küçükoğlu










POSTA
Diğer ırklarda olduğu gibi saf kan bir posta güvercini olmaz.Zira 1850 yıllarından sonra Belçikada çeşitli ırklara mensup güvercinler arasında yapılan eşleştirmeler sonucunda bu günkü yarış güvercinleri (modern racing pigeon) ortaya çıkmıştır.Bu nedenle posta güvercinlerini diğer ırklarda olduğu gibi standart form özelliklerine sahip olmasını bekleyemeyiz.Örnek vermem gerekirse bu güvercinler arasında tozluklu veya paçalı olarak tabir edebiliceklerimizde vardır paçasız veya tozluksuz olanlarıda vardır.
Ayrıca kimi kuşlarda göğüs kısmında bizim bazı bango kuşlarımızda olduğu gibi gül çıkaranlarda mevcuttur.Zaman içersinde belirli soylar ortaya çıksada bu soylardan muhtelif renk ve desene sahip kuşların çıkması çok doğaldır.
Posta güvercini yarış amaçlı yetiştirildiği için form özelliklerinden ziyade zeka ve bunun parelelinde yarışlarda başarılı olması her zaman için daha fazla önemsenmiştir.Bu demek değildirki posta güvercininde gözle görünen bazı vasıflar aranmaz.Tam tersine kuşun yarışlardaki başarılarının yanı sıra fiziki olarakta elde istenilen vasıflara sahip olması her yetiştiricini ortak amacıdır.Bu vasıflar nelerdir sorusuna gelince ;
Tüy yapısı: tüy yapısı posta güvercininde aranılan en önemli özelliklerden bir tanesidir.İyi bir posta güvercinini elinizde tuttuğunuzda adeta ipeğe dokunduğunuzu hissetmelisiniz.Kadife gibi yumuşak tüyler kuşun iyi bir soydan geldiğinin göstergesidir.Tüy yapısı neden bu kadar önemlidir.Zira tüyü iyi olmayan bir güvercin hafif yağmurlu bir havada çabuk ıslanır dolayısıyla uzun süre havada kalamaz.Yarışlarda kuşlarımızı ne tarz bir hava durumu beklediğini bilemediğimiz için her türlü hava şartlarında havada kalabilen ve ıslanmayan güvercinler bizler için çok önemlidir.Kendim kümesimde denemek için bazen özellikle hafif yağmurlu havalarda kuşlarımı uçururum ve ıslanıpıslanmayanları tespit ederim.Bu sene İstanbul –kelkit (950 km)hava mesafesi olan yarışta 35.olan 2000 doğumlu mavi rambo isimli erkek kuşumun hiçbir zaman ıslandığını görmedim.Üstelik bu yarıştan ertesi günü atmaca tarafından göğüs adelesi parçalanmış olarak geldi.Şayet yara almasaydı eminimki daha iyi bir performans sergileyecekti.Bu güvercin 3 senedir yarışıyor ve sayısız defalar ödül kazandı.Erkek kardeşi siyah rambo ise onun kadar kaliteli tüye sahip değil o nedenle sadece viteste (kısa mesafe) yarışıyor ve sayısız bahis ve ödüller kazandı.Uzun mesafeyi bir defa denedi ve başarısız olup eve geç döndü.Bunu sadece sizlere iki kardeşin farklılıklarına örnek olsun diye yazıyorum.Hiç şüphe yokki ayrı katagorilerde yarışsada ikiside benim için son derece önemli güvercinler.Ancak maraton (uzun mesafe) güvercini mutlaka mükemmel bir tüy yapısına sahip olmalıdır.Ünlü uzman Piet De Weerd diyorki;kuru kümeslerin nemli kuşlarını besleyinnemli kümeslerin kuru kuşlarını beslemeyin.Dünyaca ünlü bu uzmanın anlatmak istediği şey bana göre nemli olan kümeslerde kuşlar sağlıklı olmadığı için kuru ve kırılgan bir tüy yapısına sahiptir ancak kuru olan kümeslerdeki kuşlar sağlıklı olduğu için tüyleri hafif yağlanır ve tüylerin üzerini pudralanmış gibi telekleri koruyucu beyaz toz kaplar ve bu kuşlar insana nemli bir tüy yapısına sahip olma hissi verir.
Göz ve gaga yapısı: posta güvercininde gözlerin büyük önemi vardır.Birçok yetiştirici özellikle damızlık seçmelerinde gözlerin önemini vurgular.Şahsen bende bu teoriye kısmende olsa inanıyorum ve önem veriyorum.Posta güvercininde gözler son derece canlı ve metalik renklere sahip olmalıdır.Donuk ve mat gözlere sahip olan güvercinin mutlaka sağlık problemi vardır.Nasılki insanlarda gözler kalbin aynası ise kuşlardada gözler sağlığın aynasıdır.Kuşun burun deliklerini ve gagasını kapattığınızda şayet gözlerinden baloncuklar çıkarıyorsa bu güvercin sağlıksızdır.Normal sağlıklı güvercin ile süper sağlıklı güvercin arasında fark vardır.Bizler süper sağlıklı kuşlara sahip olmak isteriz.Ayrıca kuşun gözüne göz damlası damlattığınızda süper sağlıklı güvercinin gözü bu damlayı hemen emerken sağlıksız veya normal sağlıklı güvercinin gözü damlayı emmez ve yanlara akıtır. Eşleştirmelerde mutlaka zıt göz rengine sahip olan kuşları birbirlerine vururuz.Böylece çıkacak olan yavrular canlı gözlere sahip olur.Gözler kuşun vucudunda kafanın üst bölgesinde yer alıp içe doğru hafif gömülmüştür.Bazı kuşlarda ise gözler adeta şaşı gibi kuşun gaga istikametine doğru öne bakar ve bu kuşlar genellikle olağan üstü damızlıklardır.Gaga çok fazla uzun olmamalı (orta boy olmalı) ve burun delikleri rahat nefes alıp vermeye uygun olacak şekilde yeterli genişlikte olmalıdır.Gaganın gözlere doğru hayali bir çizgisini çektiğinizde bu hat gözlerin tam ortasından geçmelidir.Kafa vucutla dengeli olarak yeterli büyüklükte olmalı ve hafif kavisli yuvarlak bir görüntü arzetmelidir.Gaga üstünde yer alan sakız (cere) kar beyazı ve pütürsüz olamalı ve arada herhangi bir boşluk olmamalıdır.Kuşun ırkına bağlı olarak bu sakız büyük veya küçük olabilir.
Göğüs kemiği; Her ne kadar yarışlarda kısa göğüs kemiğine sahip kuşlarında kazandığı görülsede uzun ve hafif eğimli bir göğüs kemiği tercih sebebidir.Zira göğüs adeleleri uçma esnasında göğüs kemiğine baskı uygular.Göğüs kemiği ne kadar uzun olursa bu uygulanan baskının şiddeti daha geniş bir alana yayılacağı için kuş daha az yorulur.Ayrıca kuşun ön tarafında yer alan göğüs kısmının hafif yuvarlanması ve genişlik arzetmesi gelişmiş bir ciğer yapısının göstergesidir.Göğüs kemiği vucudun ön kısmından çıkıntılı olarak başlar ve arkaya kadar uzanarak çatal tabir ettiğimiz kısma yakın biter.Kuşu elimize aldığımızda elimizle okşamak suretiyle göğüs kemiğini kontrol ederken aynı zamanda göğüs kemiğinin her iki yanında yer alan göğüs adelelerini kontrol etmiş oluruz.Güvercinde adele yapısı çok önemlidir.Mümkün olduğunca gelişmiş ve esnek olmalıdır. Göğüs kemiğinin kuvvetli olup olmadığını test etmek için elimize aldığımız güvercinin sırtına her iki elimizin baş parmakları yardımıyla baskı uygularız.Bu esnada bütün yük göğüs kemiğine bindiği için güvercinin göğüs kemiği şayet zayıfsa bu baskıya dayanamaz ve kuyruğunu havaya dikmek suretiyle tepki gösterir.Göğüs kemiği güçlü olan güvercin ise kuyruğunu yere doğru sarkıtır.Bu uygulamayı yaparken çok dikkatli olmalıdır zira aşırı baskı güvercinde sakatlıklara neden olabilir.
Sırt veya Bel : güvercinde sırt veya bel dayanma gücü açısından son derece güçlü olmalıdır.Geniş bir bel kuyruğa doğru daralır. Ayaklar; ayaklar inceaçık pembe ve pulsuz olmalıdır.Ayak uzun veya kısa olabilir.Geçmişte ayakları çok uzun olduğu için birçok iyi güvercin elenmiştir.Oysa güvercinin ayak yüksekliği genel yapısıyla doğru orantılıdır.Ancak her iki ayak boyuda birbiriyle eşit uzunlukta olmalıdır.Biri uzun biri kısa olmamalıdır.
Kanatlar; bu konunada da bu güne kadar çok çeşitli teoriler ortaya atılsada genel kanı bir güvercinin kazanması için iki adet kanatının olması yeterlidir şeklindedir.Bununla beraber kısa mesafe yarışları için kısa kanatlı ve sprinter özelliğe sahip kuşlar daha uygundur.Uzun mesafe yarışları için ise uzun kanatlı güvercinler daha uygundur.Benim tercihim güvercin yerde dururken kanat uzunluğu kuyruk üzerinde uzanan siyah çizgiye Oturması hatta bu çizgiyi çok az geçmesidir.Kuşun kanatını yelpaze şeklinde yana doğru açtığınızda özellikle en baştaki ilk dört telek aynı boyda olmalı ve diğer teleklerden bariz olarak uzun olmalıdır.Bu 4 telek uçları bıçak gibi keskin olmalı ve dışa doğru eğim göstermelidir.Kuşun kanatını 2 ayrı kısımda ele alacak olursak ilk 10 adet büyük telek birincil kanattır diğer kısa 10 adet telek ise ikincil kanattır.Kuşun birincil kanatının son teleği olan 10.telek diğer ikincil kanat teleklerinin başlangıcında bariz olarak yüksekse bu tarz kuşlar hız yarışları için kullanılabilir.
Kuyruk; posta güvercininde kuyruk adeta bir dümen vazifesi gördüğü için ve havadaki denge açısından çok önemlidir.Vucut tüyleri kuyruğun başlangıç noktasında üstünü örter ancak çok fazla uzun olmamalıdır.İyi bir posta güvercininde kuyruğun çok fazla uzun ve açık olması havadaki dengesi açısından olumsuzluklar yaratabilir.Kuyruğa genel anlamda bakıldığında sona doğru daralmalı ve adeta tek bir tüy görüntüsü vermelidir. Kuyruk boyu kanat uzunluğundan en fazla 1 cm fazla olabilir.Posta güvercinini elinize aldığınızda birkaç dakika sakinleşmesi için bekledikten sonra her iki elimizin pamaklarını gevşetmek suretiyle kuşun ayaklarını serbest bırakırız.İyi bir posta güvercini bu işlem yapıldıktan sonra kuyruğunu yavaşça yere doğru sarkıtır.Bu yöntem posta güvercini seçmelerinde sıkça kullanılır.
Denge: posta güvercinin vucudunun dengeli olması çok önemlidir.Kuşu elinize aldığınızda ağırlığını öne doğru vermeli gelişmiş bir adele yapısına sahip olmalı ancak çok ağır olmamalıdır.Zira ağır kuşlar uzun süre havada kalamaz ve çabuk yorulur.Ayrıca önden geniş olarak başlayıp arkaya doğru daralan adeta üçgen şeklindeki sportif vucutlu kuşlar tercih edilir.Dengeli bir güvercinde ayaklarından kafasına kadar olan mesafe ile göğüsünden kuyruk sonuna kadar olan mesafe eşit olmalıdır.
Renk ve diğer unsurlar hiç önemli değildir.Sonuç itibariyle her renkten şampiyon olmuş kuşlar mevcuttur. Esas olan tek şey kuşun görünen (mental) vasıflarından ziyade görünmeyen (zihinsel) vasıflarıdır.Benim şahsi fikrim en büyük uzman dahi kuşu elde değerlendirirken yanılgıya düşebilir ama yarış sepeti asla yanılmaz.




__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-04-2008, 11:06 PM   #3 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.507
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart

TİP
Dünyada “Tippler” adı ile tanılan bu güvercinlere ülkemizde İngilizce’den kısaltılarak kısaca “Tip” adı verilmektedir. Ülkemizde yerli bir ırk olmayıp tamamen ithaldir. Son yıllarda yurdumuzda da yetiştirilmeye hatta kuş pazarlarında bile rastlanmaya başlanmıştır. Tippler kelimesi İngilizce’de “Akşamcı” anlamına gelmektedir. Bu kelime İngiltere’de olduğu gibi bizde de akşamdan akşama içkisini yudumlamayı adet haline getirmiş kişiler için kullanılan bir değimdir. Bu güvercinlere akşamcı denmesinin nedeni bu kuşların gece de uçuşlarını sürdürebilmelerinden kaynaklanmaktadır.
Tip ırkının orijininin Asya kökenli ve Hindistan – Pakistan merkezli olduğu bilinmektedir. Asya kökenli güvercin ırklarının bir çoğu gibi bu ırkın da sonradan Avrupa’ya gönderilmiş olduğu bir gerçektir. Ünlü gezgin Marco Polo 13. yüz yılda bu olaya tanıklık edenler arasındadır. Daha sonradan ipek yolu rotası boyunca özellikle 16. yüz yılda çeşitli güvercin ırklarının Avrupa’ya taşındığını bilinmektedir. Güvercinlere olan merakları ile bilinen Moğol hükümdarlarının bu konuda önemli rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. Tip ırkının da bu hükümdarlar aracılığı ile ilk kez İngiltere’ye gönderilmiş olduğu düşünülmektedir.
İngiltere’de Manchester kentinin güneyinde yer alan ve küçük bir kasaba olan Macclesfield’de bu güvercinlerin eski dönemlerden beri var oldukları bilinmektedir. 1875 yılında Cumulet ve bazı taklacı türlerin melezlenmesi sonucu elde edilmiş bir ırktır. Tip ırkı güvercinler eski dönemlerde ipek üretimi ile tanılan bu kasabadan diğer komşu illere de yayılmıştır. Özellikle Sheffield’da yaygınlaşmışlardır. Bu nedenle Sheffield ve Macclesfield Tipplerleri bilinen iki ünlü Tippler türüdür. 1930 yıllarda var olduğu bilinen Sheffield hayvan pazarında Tippler yetiştiricileri toplanmaktaydılar. Bu hayvan pazarı 1939 yılından sonra II. Dünya savaşının başlaması ile birlikte ortadan kalkmıştır. Sheffield’da “Macs” adı ile anılan Macclesfield Tipplerleri daha iyi gece uçuş özellikleri kazanabilmeleri için farklı güvercin ırkları ile kırılarak geliştirilmişlerdir. Bu kırılmalar sonucu gösteri ve yarış kuşları olarak farklı uçuş özellikleri bulunan tippler çeşitleri geliştirilmişlerdir. Bugün bilinen tipplerler bu kırılmalar sonucu elde edilmişlerdir.
Tip ırkı güvercinler birer performans kuşudurlar. Uzun süreli ve yüksek uçmalarının yanı sıra gece de uçuşlarına devam etmeleri en karakteristik özellikleridir. Bu güvercinler nokta yükseklikte 10–15 saat arasında çok rahat uçuşlarını sürdürebilmektedirler. Hava karardıktan sonra da en az 2 saat kadar uçuşlarına devam ettikleri bilinmektedir. Her zaman yuvalarına geri dönme özellikleri akıllı davranışları yuvasına çabuk alışması ve enerjik görünümleri ile sempatik ve cana yakındırlar. Uzun uçucu olmaları nedeni ile uçuş için sabahın erken saatlerinde salıverilirler.
Sabah 0.6 saatleri uçuş için uygundur. Daha geç saatlerde uçurulduklarında geri gelebilmeleri zorlaşmaktadır. Uçuş sırasında hava koşullarının iyi olmasına dikkat edilmelidir. Her zaman aç olarak uçurulurlar. Ancak uçuştan 2 saat öncesinde sabah 0.4 saatlerinde su içmeleri sağlanır. Çünkü bu kuşlar uçtuktan sonra yere sadece susadıkları için inerler. Yuvalarına geri geldikten sonra akşamüzeri günde bir kez olmak üzere yemlenirler. Verilen yem karışımları içersinde suyu emen taneler olmamasına dikkat edilir. İdeal uçuş grubu 5–7 kuştan oluşmaktadır. Ülkemizde tip yetiştiricileri daha çok kelebek ve dönek gibi dalıcı dönücü ırkları daha yükseltebilmek amacıyla tipler ile birlikte uçurma amacıyla bu ırka eğilim göstermektedirler.
Uçuş sezonu öncesinde en az 3 ay dinlenmeye alınırlar ve uçurulmazlar. Hatta bu süre içinde kanat telekleri çekilerek yeni tüy gelmesi sağlanır. Bu süre içinde mineral ile vitamin takviyeleri ile çok iyi beslenirler. Bakımları ve yetiştirilmeleri aynı posta güvercinlerinde olduğu gibi özen ve sabır gerektirir.
Fiziki yapı olarak orta büyüklükte kuşlardır. Baştan kuyruğa doğru gidildiğinde incelen bir yapı gösterirler. Başları yuvarlak ve düzgündür. Boyunları orta uzunlukta ve kalınlıktadır. Gaga hafif ince ve orta uzunluktadır. Uzun gaga istenmeyen bir durumdur. Gaga rengi genellikle siyahtır. Ancak bazı renklerde kemik rengi gaga da kabul edilmektedir. Kanatlar kuyruk üzerinde taşınır. Kuyruk 12 telekten oluşur. Dar ve düz bir yapıda olan kuyruk biraz uzun görünümlüdür. Gözler inci göz tabir edilen şekilde açık renkli ve parlak olmalıdır. Çok belirgin olmayan göz çevresi halkası gri renklidir. Kısa ve kuvvetli olan bacaklar koyu kırmızı renkte olmalıdırlar. Ayaklarda paça bulunmaz. Ülkemizde bazı Tip ırkı güvercinlerin paçalı oldukları bilinmektedir. Bunlar paçalı bazı ırklarla kırılma sonucu geliştirilmişlerdir. Ayak tırnakları genellikle siyah renk olur ancak bazı renklerinde kemik renk tırnak bulunabilir. Tip ırkında bir çok renk çeşidi vardır. Şeritli ve şeritsiz olanları bulunur. Beyaz renk üzerinde genellikle farklı renkli tonlarda benekli bir yapıya sahiptirler.
Ülkemizde son yıllarda yurt dışından getirilerek yetiştirilmeye başlanmış olan bu ırkın fazla yaygın olduğunu söyleyemeyiz. Ara sıra İstanbul ve Bursa gibi büyük kuş pazarlarında rastlanmaktadır. Çanakkale’de Doc. Dr. Türker Savaş’ın 2000 yılından bu yana Almanya’dan getirdiği damızlıklarla bu ırkı geliştirmeye çalıştığı bilinmektedir. Kendisi ile yaptığım görüşmede uçuş sürelerini 9 saate kadar çıkardığını öğrenmiş bulunuyorum.






D Ö N E K
Döneklerler de kelebekler gibi 14-16 kuyruk teleğine sahiptir. Siyah mavi kırmızı renklere sahiptir. kafaları kanat ve kuyrukları beyazdır yüksek uçarlar pırıltıya hassasiyetleri vardır uzak mesafelerden gelmeleri de biraz güçtür.
Salındıklarında çok çabuk yükseklik kazanan bu kuşlara yerden kuş gösterildiğinde (pırıltı) kanatlarını toplayarak dalarlar ve bu dalış süresince bir yada bir kaç kez kanat kuyruk ekseninde pervane şeklinde dönerler.Bu ırkta ıslah hedefi yüksek hızda uzun mesafe dönüştür.
Dönüş esnasında kanatların duruşu kuştan kuşa farklılık gösterir. Bazıları kanatlarını neredeyse vücutlarına yapıştırarak dönerken büyük bir kısmı dönüş esnasında kanatlarını çeyrek açık tutarlar. Diğer bir kısmı ise kanatlarını oldukça fazla açarak dönerler. Yandan bakıldığında kuşun her dönüşte kendisini çevirttirdiği ve rollerlardan (dolapçılardan) farklı olarakdönüşler arası geçiş çok hızlı dönüşlerde dahi açıkça belli olur. En iyi dönüş 45 derecelik açıyla daldığında görülebilir.Bu açıdan sapma dalış ve dönüş kalitesini olumsuz olarak etkiler. Daha çok Denizli tarafında büyük bir ilgiyle Dolapçılar ve dönekler yetiştirilmektedir.
Kümeste ürkek görünen bu kuşların aslında kontrolleri çok kolaydır.Kümes önünde eğer bir kaç kuş varsa yerden kolay kolay kalkmaz. Hatta isterseniz bir grup döneği bir sopayla sürerek tanımadıkları yerlere dahi götürebilirsiniz. Dışarıdan bir müdahale olmadığı süreceyani onları aşırı derecede ürkütecek bir şey olmadığı sürece uçmazlar.Ancak bu özelliklerinden dolayı kötü uçucu oldukları sonucu çıkarılmasın. Dönek yavruları diğer bir çok ırka nazaran daha çabuk uçmaya alıştırılabilirler. Hiç uçmamış bir yavru kolayca uçan kuşların ardından yükselebilir. İşte bu özellikleri nedeniyle genç kuşlar ilk uçurulduklarında çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var. İlk uçuşlarında dahi diğer kuşları takip edip fazlaca yükselebilirler ancak çoğunlukla aşağıdan kuş gösterildiğinde diğer alışkın kuşlar gibi hızla aşağıya inememektedirler. Henüz çevreyi de yeterince tanımadıkları için çok yüksekten fazla açılmakta ve kaybolmaktadırlar. Hele hele çevrede başka kuşlar uçuyorsa ve hatta yabani güvercin ve kumrular dahi yavrunun şaşırmasına neden olabilirler. Bu durum da yavru kuşun yanında daha önce uçan kuşların ürkütülerek yere inmeleri önlenmeli ve mümkünse daha fazla kuş kaldırılmalıdır.
Buradan da anlaşılacağı gibi yavruların ilk uçuşlarında çok yükselmeleri ve açılmaları engellenmelidir.Bu amaçla fazla uzun süre uçmayan ve çok yükselmeyen başka ırktan kuşlar kullanılabilir.Ancak bu yöntem dahidaha önce belirttiğim gibi eğer çevrede kuşların konsantrasyonunu bozacak başka kuşlar varsarisklidir. Yavru yitirmemenin diğer bir yolu erken uçurmamaktır. Eğer ilk olarak 8-10 haftalık yaşta uçurulurlarsayön bulma yetenekleri gelişmiş olacağından ve yerden de olsa çevreyi daha iyi tanımış olacaklarından kaybolmaları zordur. Bazı ırklarda ilk uçurmanın geç yaşta yapılması uçuş kalitesini ve diğer yetenekleri (takla gibi) olumsuz yönde etkilemektedir. Hatta bu ırklarda 8-10 haftalık yavruların 5-6 haftalıklara nazaran yalnızca havaya kalkmalarını sağlamak bile güçleşir. Dönekler formda tutuldukları sürece ilk uçurma çok daha geç yaşta yapılsa dahi sorun yaratmaz. Ergenleşmiş yani 20-22 haftalık hayvanların dahi uçurulmarı çok kolaydır. Ancak bu dönemde beslenmelerine dikkat edilerek yağlanmaları önlenmelidir.
Tüm uçucu kuşlarda olduğu gibi bu ırkta da yemin sınırlı tutulması gereklidir. Yağlanma iyi uçan ve dönen kuşlarda dahi dalış ve dönüş kalitesini olumsuz yönde etkiler.Önerim kuşlar aç olduklarında bir öğünde yiyebilecekleri yem miktarının sabah 1/3'ünü ve akşam 2/3'ünü olmak üzere iki öğünde verilmesidir. Uçan kuşlara ağırlıklı olarak buğday verilebilir. Buğdayla birlikte çok az miktarda kaliteli damızlık yemi de verilmelidir. Kuşun kümese bağlanması yani çevreyi tanıma turları bittikten sonra dalış ve dönüş alıştırmasına geçilebilir. Bu amaçla alıştırılacak kuş tecrübeli bir kuşla uçurulmalıdır. Kuşlar yeterli yüksekliğe ulaştıklarında ve ikisinin de pozisyonları inecekleri yere aşağı yukarı 45 derece olduğunda (rüzgar altında) önce herhangi bir işaretle (ıslık düdük mendil sallama el sallama vb.) dikkatlerinin yere çekilmesi gerekir. Bu işaret bir süre sonra kuş için dalışa hazır ol anlamı kazanır. Akabinde derhal kuş gösterilerek tecrübeli olan kuşun dalışa geçmesi sağlanmalıdır. Çok geçmeden tecrübesiz olan da onu takip edecektir. Eğer aynı anda ikiden fazla kuş uçurulursaher ne kadar toplu uçan kuşlar olmalarına rağmen hepsinin aynı anda pozisyon almalarının sağlanması güçleşir. Havada nerede olurlarsa olsunlar aşağıdaki kuşa (pırıltı) reaksiyon göstereceklerinden istenen dalış ve dönüş sonucu alınamaz. Bazı yetiştiriciler bir kerede bir kuş uçurmaktadırlar. Bu yöntemin avantajı kuşun kontrolünün çok kolay olmasıdır. Ancak dezavantajda yalnız başına uçan kuşun yeterli yüksekliğe çıkamamasıdır. Alıştırmada pozisyon aldıktan sonra inecekleri yere yani kuş gösterilecek yere mutlaka bakmaları sağlanmalıdır. Zira dalış ve dönüş kalitesi bu durumdan önemli derecede etkilenmektedir. Dönekler uçarken onları iyi izleyebilecek ve onlarında bizi iyi görebilecekleri bir yerde durulmalıdır. Kuşlar uçarken onların bizi göremeyecekleri bir yerde durmamız daha sonra ortaya çıkıp pozisyon almalarını beklemek boşunadır. Zira pozisyon al işareti kendimiz oluruz ve kuşlar bizi görür görmez dalış için beklemeye başlar ve hatta dalışa geçerler. Bu nedenle daima görünecek bir yerde bulunmalı ve dalış için hazır ol işareti verilmelidir.
Orta irilikte ancak oldukça uzun sayılabilecek bir güvercin ırkıdır.14 adet olan kuyruk telek tüyleri de genellikle normalden uzun ve geniş sayılabilir.Bir çoğunda kuyruk hafifçekelebeklerde olduğu kadar olmasa da çatı şeklinde iki yana eğimlidir.Kanatlarını kuyruğun üzerinde taşıyan bu ırkta kanatlar uca doğru biraz sivrice ve kanat açıklığı diğer bir çok ırka nazaran bira daha geniştir (iki kanat ucu arası mesafe).Aynı zamanda uzunca bir gagaya sahiptirler.Kısa sayılabilecek ayaklara sahip olan bu kuşların duruşu neredeyse yere paraleldir.Türkiye'de yetiştirilen döneklerde paça ve tepe görülmez.Son yıllarda sıkça görülmeye başlayan paçalı yada tozluklu olanları Makedonya (Yugoslavya) döneği ile melezdir.Alaca ve düz her renkte görülen bu güvercinlerde en yaygın renkler beyaz kafalıkanat uçları beyaz ve beyaz kafalıkanat uçları ve kuyruk beyazdır.diğer tarafları genellikle siyah ondan sonra görülme sıklığına bağlı olarak sırasıyla mavi (siyah şeritli) yada çakmaklıdır.En az rastlanılanları kırmızı (ressesif) alacalardır.Beyaz kafalı ve uzun kanat telekleri beyaz olanlarına İzmir yöresinde Baska ayrıca kuyruğu da beyaz olanlarına Galaca adı verilmektedir.Renklerine göre şöyle adlandırılmaktadırlar; kara galaca kara baskamavi galaca vb. Ressesif kırmızılarıister düz renkte olsunlar isterse alacaçakal olarak adlandırılmaktadırlar.Göz renkleri genellikle siyah olmakla beraberyabani göz rengi hariçdiğer göz renklerine de rastlanır.Eşeysel olgunluk (kızgınlık)beslenmeye bağlı olmakla beraber diğer ırklara göre biraz daha geçtir.Aynı zamanda trichomonad ve paramixovirus gibi hastalıklara karşı daha duyarlıdırlar.Yavrulara bakma özellikleri posta ve dewlaplara nazaran kötüdür.Genellikle bir yuvadaki yavrular arasında belirgin bir gelişme farklılığı görülür Ana yetiştirilme bölgesi Türkiye'nin batısıdır.Buralardada çok yaygın olmamakla birlikte bazı kentlerde neredeyse yalnızca dönek yetiştirilmektedir.En fazla yetiştiricisi büyük kentlerden İzmir'dedir. İzmir'den sonra Bursa'yı ve Denizli'yi sayabiliriz. Özellikle İzmir ve Bursa'da başka ırklarda yaygın olarak yetiştirilmesine rağmen Denizli'de neredeyse yalnızca dönek yetiştirilmektedir.İzmir ve Bursa'da en çok göçmenlerce yetiştirilmektedirler.Bu illerin dışında Ege kıyısında bazı ilçelerdeörneğin Ayvalık ve Trakya'da da Malkara ve Keşan ilçelerinde hemen hemen yalnızca bu ırka rastlanmaktadır. İstanbul'da da hemen her ırkın olduğu gibi çok az sayıda da olsa yetiştiricisi mevcuttur
Salındıklarında çok çabuk yükseklik kazanan bu kuşlara yerden kuş gösterildiğinde (pırıltı) kanatlarını toplayarak dalarlar ve bu dalış süresince bir yada bir kaç kezkanat kuyruk ekseninde pervane şeklinde dönerler.Bu ırkta ıslah hedefiyüksek hızda uzun mesafe dönüştür.Dönüş esnasında kanatların duruşu kuştan kuşa farklılık gösterir. Bazıları kanatlarını neredeyse vücutlarına yapıştırarak dönerkenbüyük bir kısmı dönüş esnasında kanatlarını çeyrek açık tutarlar.Diğer bir kısmı ise kanatlarını oldukça fazla açarak dönerler.Yandan bakıldığında kuşun her dönüşte kendisini çevirttirdiği ve rollerlardan (dolapçılardan) farklı olarakdönüşler arası geçişçok hızlı dönüşlerde dahi açıkça belli olur.En iyi dönüş 45 derecelik açıyla daldığında görülebilir.Bu açıdan sapma dalış ve dönüş kalitesini olumsuz olarak etkiler Kümesde ürkek görünen bu kuşların aslında kontrolleri çok kolaydır.Kümes önünde eğer bir kaç kuş varsa yerden kolay kolay kalkmaz.Hatta isterseniz bir grup döneği bir sopayla sürerek tanımadıkları yerlere dahi götürebilirsiniz.Dışarıdan bir müdahale olmadığı süreceyani onları aşırı derecede ürkütecek bir şey olmadığı sürece uçmazlar.Ancak bu özelliklerinden dolayı kötü uçucu oldukları sonucu çıkarılmasın.Dönek yavruları diğer bir çok ırka nazaran daha çabuk uçmaya alıştırılabilirler.Hiç uçmamış bir yavru kolayca uçan kuşların ardından yükselebilir.İşte bu özellikleri nedeniyle genç kuşlar ilk uçurulduklarında çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var.İlk uçuşlarında dahi diğer kuşları takip edip fazlaca yükselebilirler ancak çoğunlukla aşağıdan kuş gösterildiğinde diğer alışkın kuşlar gibi hızla aşağıya inememektedirler.Henüz çevreyi de yeterince tanımadıkları için çok yüksekten fazla açılmakta ve kaybolmaktadırlar.Hele hele çevrede başka kuşlar uçuyorsa ve hatta yabani güvercin ve kumrular dahi yavrunun şaşırmasına neden olabilirler.Bu durum da yavru kuşun yanında daha önce uçan kuşların ürkütülerek yere inmeleri önlenmeli ve mümkünse daha fazla kuş kaldırılmalıdır .
Buradan da anlaşılacağı gibi yavruların ilk uçuşlarında çok yükselmeleri ve açılmaları engellenmelidir.Bu amaçla fazla uzun süre uçmayan ve çok yükselmeyen başka ırktan kuşlar kullanılabilir.Ancak bu yöntem dahidaha önce belirttiğim gibi eğer çevrede kuşların konsantrasyonunu bozacak başka kuşlar varsarisklidir.Yavru yitirmemenin diğer bir yolu erken uçurmamaktır.Eğer ilk olarak 8-10 haftalık yaşta uçurulurlarsayön bulma yetenekleri gelişmiş olacağından ve yerden de olsa çevreyi daha iyi tanımış olacaklarından kaybolmaları zordur.Bazı ırklarda ilk uçurmanın geç yaşta yapılması uçuş kalitesini ve diğer yetenekleri (takla gibi) olumsuz yönde etkilemektedir.Hatta bu ırklarda 8-10 haftalık yavruların 5-6 haftalıklara nazaran yalnızca havaya kalkmalarını sağlamak bile güçleşir. Dönekler formda tutuldukları sürece ilk uçurma çok daha geç yaşta yapılsa dahi sorun yaratmaz. Ergenleşmiş yani 20-22 haftalık hayvanların dahi uçurulmaları çok kolaydır.Ancak bu dönemde beslenmelerine dikkat edilerek yağlanmaları önlenmelidir.
Tüm uçucu kuşlarda olduğu gibi bu ırkta da yemin sınırlı tutulması gereklidir.Yağlanma iyi uçan ve dönen kuşlarda dahi dalış ve dönüş kalitesini olumsuz yönde etkiler.Önerim kuşlar aç olduklarında bir öğünde yiyebilecekleri yem miktarının sabah 1/3'ünü ve akşam 2/3'ünü olmak üzere iki öğünde verilmesidir.Uçan kuşlara ağırlıklı olarak buğday verilebilir.Buğdayla birlikte çok az miktarda kaliteli damızlık yemi de verilmelidir.
Kuşun kümese bağlanması yani çevreyi tanıma turları bittikten sonra dalış ve dönüş alıştırmasına geçilebilir. Bu amaçla alıştırılacak kuş tecrübeli bir kuşla uçurulmalıdır.Kuşlar yeterli yüksekliğe ulaştıklarında ve ikisinin de pozisyonları inecekleri yere aşağı yukarı 45 derece olduğunda (rüzgar altında) önce herhangi bir işaretle (ıslık düdük mendil sallama el sallama vb.) dikkatlerinin yere çekilmesi gerekir.Bu işaret bir süre sonra kuş için dalışa hazır anlamı kazanır.Akabinde derhal kuş gösterilerek tecrübeli olan kuşun dalışa geçmesi sağlanmalıdır.Çok geçmeden tecrübesiz olan da onu takip edecektir.Eğer aynı anda ikiden fazla kuş uçurulursaher ne kadar toplu uçan kuşlar olmalarına rağmen hepsinin aynı anda pozisyon almalarının sağlanması güçleşir.Havada nerede olurlarsa olsunlar aşağıdaki kuşa (pırıltı) reaksiyon göstereceklerinden istenen dalış ve dönüş sonucu alınamaz.Bazı yetiştiriciler bir kerede bir kuş uçurmaktadırlar.Bu yöntemin avantajı kuşun kontrolünün çok kolay olmasıdır.Ancak dezavantajda yalnız başına uçan kuşun yeterli yüksekliğe çıkamamasıdır.Alıştırmada pozisyon aldıktan sonra inecekleri yere yani kuş gösterilecek yere mutlaka bakmaları sağlanmalıdır. Zira dalış ve dönüş kalitesi bu durumdan önemli derecede etkilenmektedir.Dönekler uçarken onları iyi izleyebilecek ve onlarında bizi iyi görebilecekleri bir yerde durulmalıdır.Kuşlar uçarken onların bizi göremeyecekleri bir yerde durmamızdaha sonra ortaya çıkıp pozisyon almalarını beklemek boşunadır.Zira pozisyon al işareti kendimiz oluruz ve kuşlar bizi görür görmez dalış için beklemeye başlar ve hatta dalışa geçerler.Bu nedenle daima görünecek bir yerde bulunmalı ve dalış için hazır ol işareti verilmelidir.






__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 14-04-2008, 11:07 PM   #4 (permalink)
Kurucu

 
Hâdim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik Bilgileri
Üyelik tarihi: Dec 2006
Bulunduğu yer: Başkent
Yaş: 30
Mesajlar: 33.507
Bahsedildi: 5 mesajda
Davet edildi: 3 konuda
Rep Durumu
Tecrübe Puanı: 2449
Rep Puanı: 83973
Rep Derecesi:
Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.Hâdim Çok ünlü.
Standart

SELÇUKLU
“Selçuklu” “Selçuk” ya da Konya’da halk arasında söylendiği şekliyle “Enseli” olarak adlandırılan bu güvercinler bir zamanlar Anadolu Selçuklu devletine başkentlik yapmış bulunan Konya yöresine özgü yerel kuşlardır. Buradaki “ense” sözcüğü kuşun kuyruk bölümü için kullanılmaktadır.
Bu ırkımız dünyada “Seljuk Fantail” “Sedjucken” gibi adlarla bilinmektedir. 1200’lü yıllarda yaşadığı bilinen Mevlana’nın bu kuşlardan beslediği menkıbelerde kayıtlıdır. Sonradan onu izleyen çelebiler de bu kuşlardan yetiştirmişler ve ırkın korunup ıslah edilmesinde önemli katkılarda bulunmuşlardır.
Anadolu Selçukluları döneminde bu güvercinlerin Konya’da Selçuklu saraylarında yetiştirildiği ve koruma altında tutuldukları bilinmektedir. Selçuklu devleti sonrası birkaç zengin aile tarafından soyu titizlikle devam ettirilen ve satış ya da hediye de dahil olmak üzere hiçbir şekilde dışarıya verilmeyen bu kuşların Osmanlı sarayına gelmesi oldukça sonra gerçekleşmiştir. 1635 yıllında Evliya Çelebi İstanbul’a ilişkin anlatılarında İstanbul’da bulunan güvercin çeşitlerini sayarken Selçuklu güvercinlerinden hiç bahsetmemektedir. Gerçekten de bu güvercinlerin Osmanlı sarayına gelişi 1875 yılından sonra II. Abdülhamid’in Padişahlığı döneminde olmuştur.

Bu güvercinlere Konya dışında fazla rastlanmaması bu ırkın Anadolu’ya Anadolu Selçukluları ile girmiş bir ırk olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Gerçekten de Selçuklu minyatür resimlerinde bu güvercin türüne çok rastlanması bu konuda söylenenleri desteklemektedir. Ayrıca Konya’nın Osmanlı dönemine ait bilgiler veren en eski kuşçularının sözlü anlatımları da bu konuyu doğrular niteliktedir .
Selçuk güvercinleri tüm ülke genelinde yaygın olarak yetiştirilmedikleri için fazla tanınmamakta ve özellikleri iyi bilinmemektedir. Hatta Konya Belediyesi’nin hazırladığı web sayfasında Konya’da güvercin yetiştiriciliği ile ilgili uzun bir yazı yer almakla birlikte Selçuk ırkından hiç bahsedilmiyor olması çok düşündürücü ve kaygı vericidir. Konya’da bu ırkı yetiştiren eski güvercin meraklılarının giderek azalmakta olması konuyu daha da vahim hale getirmiştir. Günümüzde bu ırkın geleceği ciddi bir tehdit altındadır. Bu nedenle kesin olarak korunması gerekmektedir.
Son yıllarda bu ırka ait bazı kuşlar yurt dışına çıkartılmış ve üretilmişlerdir. Ancak yurtdışında da yaygın değildir ve ırkın orijinal formu korunamamıştır. Bu konuda bir Alman kaynakta verilen bilgiye göre bir çift 1982’de Nurnberg’de bir gösteride diğer bir çift ise 1991 yılında Stuttgart’ta bir gösteride görülmüştür. Bu ırkın Konya dışında fazla bilinmiyor ve yetiştirilmiyor olmasının Selçuklu döneminde bu ırkın korunabilmesi için yoğun bir çaba harcanmış olmasından kaynaklandığını ve hatta Konya dışına çıkarılmasına yasaklar getirilmiş olabileceğinden ileri geldiğini düşünüyorum. Osmanlı döneminde de Konya’da bu ırkın korunabilmesi için gerçekten de çok yoğun bir çaba harcanmıştır. Osmanlı devletinin son dönemlerinde bu güvercinlerin ıslahının Konya’da ünlü kuşçuların kollektif çabası ile gerçekleştirilmeye başlanmış olması dikkate değer bir durumdur. Konya geleneğinde eskiden “fenfene” adı verilen ve davetlilerin her birinin bir malzeme getirerek katıldığı büyük ziyafetler düzenleniyordu. Bu ziyafet sonrası kuşlar odanın ortasına yayılan ve sofraaltı denilen bez yaygının üzerine çıkartılıyorlardı. Hangi kuşun hangisi ile eşleştirilmesi gerektiğine bütün kuşçuların ortak görüşü ile karar veriliyordu. Bu olayın ırkın ıslahı açısından çok önemli bir işlevi olduğu kesindir. Bir başka bilgi ise Konya’nın eski zenginlerinden Deli Hacı Ali’nin oğlu olarak bilinen bir kişinin Elinden kaçırdığı bir akkuyrukkara için bunu yakalayan kişiye bir manda vererek geri almasıdır. Böylece kuşunun damarını koruyabilmiştir. Bütün bunlar Selçuklu güvercinlerine zamanında nasıl değer verildiğinin bir göstergesidir. Bugün ilgisizlik ve kayıtsızlık yüzünden bu kuşların soyunun tükenme noktasına gelmiş olması gerçekten acı vericidir. Konya’da bu güvercinleri yetiştirdiği bilinen en ünlü kuşçular Çelebilerden yetişmişlerdir. bu insanlar konaklarda yaz mevsimlerinde de Meram’daki sayfiye evlerinde Selçuk kuşları yetiştirmişlerdir. Bu kişilerden başlıcalarıRafet zade Hüseyin efendi Hacı Kamil Çelebi Büyük Selahattin Küçük Selahattin Çelebiler Hüsamettin Çelebi Mehmet Bahattin Çelebi Tarikatçi Cemal Çelebi ve oğlu Eyyüp Çelebi ve Arif Çelebilerdir. Bunların dışında İbrahim Babadağ Hacı İsmail Dayı ünlü saz sanatçısı Latif Çavuş sayılabilir. Ayrıca aile olarak Nakıp zadeler Mecidiye zadeler gibi Konya’nın tüm aristokrat ailelerinin hep kuşları ve kuş bakıcıları olduğu bilinmektedir. Bunlardan başka Rum ve Ermeni kökenli vatandaşlarımızdan da kuş meraklıları çoktu. Yusuf Şar’ın çocukları Soğuklu adı ile bilinen Rumlardan Sarafyan Solakyan Kazaros Sofoklis. Katip adıyla tanılan başka bir Rum’un çok güzel kuşlara sahip olduğu anlatılmaktadır.
Selçuk güvercinleri bir form ırkıdır. Görünüş ve renk özellikleri her zaman ön plandadır. Bu nedenle uçuş için salıverilmezler yuva içinde ve bahçede beslenirler. Uçurulduğunda fazla uzaklaşmaz yuva etrafında bir kaç tur atarlar. Bu kuşlarda düz oyun tabir edilen tarzda uçarken tek takla atma şeklide oyun görülebilir. Oynayanları daha makbul kabul edilmekle birlikte oynamayanları da değer yitirmezler. Selçuk kuşlarının kendilerine özgü tipik bir formları vardır. Her şeyden önce ufak yapılı kuşlardır. Kuşçular özellikle ufak yapılı olanlarını tercih ederler. Kuşçular arasında “bir esnek” tabir edilen ve baş parmak ile onun yanındaki parmağın “u” biçiminde yaklaşık 8 cm açılarak oluşturulan bir ölçme şekline göre Selçuk kuşlarının göğüs ve anüs arası uzunluklarının bir esnek olması uygundur. Bir esnek ölçüsüne bağlantılı olarak Selçuklu kuşlarının beli kısa olanları tercih edilir. Bu kuşların gövdeleri topak bir görünümdedir. Göğüsleri hafif bombeli ve yuvarlaktır. Kafa biraz geriye doğru durur. Bu duruş şekline Arap atlarının duruş şekline benzetilerek “kısrak kafa” denilmektedir. Boyun fazla uzun değildir. Orta uzunlukta ve kalınlıkta bir gaga yapıları vardır. Ağız yapıları çekkindir ( geniş ). Gözler geniş göz tabir edilen tarzda büyük ve yuvarlak olup göz çevresi halkası geniştir. Göz çevresi halkası beyaz ya da ayva sarısı tondadır. Göz rengi beyaz siyah mavi veya hafif kızılımsı olabilir. Bazen gözün içinde “nergiz” olarak tabir edilen kırmızı çizgiler görülebilir bu özelliği olanlar fazla tercih edilmezler. Ayaklar kısa paçalıdır. Paçasız olanları yoktur. Bu kuşlar takkalı ya da takkasız olabilirler. Takkalı olanlarda arka takka kulaktan kulağa uzanır. En dikkat çekici özellikleri ise kuyruk yapılarıdır. “Ense” adı verilen kuşun kuyruk bölümü geniş olmalıdır. Bütün Selçuklu kuşları enseli olurlar. Kuyruk “deste” ya da “top” kuyruk tabir edilen tarzda yukarı kalkık ve üçken biçimdedir. Bazen “köprülü ense” tabir edilen tarzda kuyruğun yarım daire biçiminde olma haline de rastlanır. Kuyruk şekli aynı Tavus ırkı güvercinlerde olduğu gibi hafif yukarı doğru ve yelpazemsi bir görüntüdedir. Kuyruğun yukarı kalkık halde duruyor olması tercih nedenidir. Kuyruk telek sayıları normal güvercinlere göre çok daha fazladır. Bu sayı en az 24 –26 en çok ise 36 olabilmektedir. Kuyruk biçimine göre değişik adlarla adlandırılırlar. Kuyruğun görünüm olarak biçimi içi dolu veya içi açık tarzda olabilir. Bu özelliğe göre Selçuklu kuşları iki gruba ayrılarak değerlendirilirler. İçi dolu olanlarda telekler alt alta dizili biçimdedirler. Buna “kılıncına dolma” adı verilir ve tercih nedenidir. Kuyruk teleklerinin içi açık tarzda ise yani telekler alt alta değil de birbirine açılı olarak dizilmişlerse buna “açık ense” adı verilir. Açık enselerde kuyruğun içi boştur. Bunun yanı sıra kuyruğu tanımlamak için kullanılan “Sokma kuyruk” “Dalma” gibi tabirler de bulunmaktadır. Uçarken tek takla şeklinde oynayanları kulaktan kulağa takkeli olanları iri ve yuvarlak başlı olanları kısa kalın ve beyaz ağızlı olanları uzun ve geriye doğru boyunlu olanları beli kısa olanları “kısrak kafa” tabir edilen baş ve gaganın vücuda doğru kavisli olanları bir esnek boylusu göz çerçevesi geniş olanı göz akı beyaz ve içi kılcal damarsız olanı karın altında pamuk yani beyaz tüy olmayanı kılıncına dolma ense olanı kuyruk telek sayısı çok olanı kuyruğunun duruş şekli kafaya değecek şekilde duranı kuşçular arasında tercih edilmektedir.
Genel olarak kabul edilen yaklaşıma göre Selçukluların Anadolu’ya gelirken Orta Asya’dan sadece düz beyaz düz siyah ve gök renklerine sahip güvercinler getirdikleri düşünülmektedir. Bugün görülen farklı renklerin Anadolu’da yapılan ıslah çalışmaları sonrası geliştirildiği bilinmektedir. Günümüzde bu güvercinlerde rastlanan ana renkler şu şekilde adlandırılmaktadır ; Ak Kara Gök Çopur Akkuyrukkara. Bunlara ek olarak Pal ve Ala olarak adlandırılan renklerde vardır. Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelmiş bir renktir. Bu renk kuşların özelliği bütün vücutlarının beyaz renk olmasıdır. “Enseli ak” olarak da adlandırılmaktadırlar. Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelmiş bir renktir. Bu renk kuşların özelliği bütün vücutlarının siyah renk olmasıdır. “Enseli kara” veya “Enseli zidgara” olarak da adlandırılırlar. Geniş ve beyaz gözlü olanları makbuldür.
Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelmiş bir renktir. Bu kuşların genel rengi açık göktür. Yani vücut açık mavi ve gri karışımı bir tondadır. “Enseli gök” olarak da adlandırılmaktadır. Renkleri külümsüye ( daha koyu gök rengi ) yakın olanlar ve üzerlerinde beyazlık bulunanlar beğenilmezler. Selçuklu güvercinlerinde gök renginde kanatlar üzerinde kalem ( şerit ) bulunmaz. Bu renk silik tabir edilen bir yapıdadır. Kuyruk teleklerinde yatay olarak uca doğru bir sıra şerit olabilir. Kanat telek uçları ile kuyruk uçları koyu tonlu olanlar daha makbuldürler. Gözleri boncuk mavi olanlar değerlidir. Gözleri kızıl olanlar makbul değildir. Gök rengini geliştiren ve ıslah eden kişi “Akkipriğin dayı” adı ile bilinen ünlü kuşçu Hacı İsmail Ağadır. Elimizde bulunan bugün bile “Dayı cinsi” diye anılmaktadırlar. “Enseli pal” adı ile de anılır. Ak ile gökün eşleşmesi ile ortaya çıkabildiği gibi çopurla çopurun eşleşmesi sonucu % 80 oranında ortaya çıkmaktadır. Bu kuşlarda renk beyaz ile gök karışımıdır. Vücuda hakim olan genel renk külümsüdür. Kuyruk genellikle süt beyaz olur. Renk karışımı vücudun herhangi bir yerinde olabilir. Selçuklu güvercinleri bir form kuşu olduklarından bu kuşlarda renk çok önemlidir. Bu nedenle pal rengi kuşlara hiç değer verilmez. Hatta bir çok eski kuşçu bu rengi Selçuklu güvercin renkleri içinde saymamaktadırlar.
Ak ile karanın çiftleştirilmesinden elde edilen bir renk kombinasyonudur. Ala kavramı güvercinlerde genellikle karışık renkli olma durumunda kullanılmaktadır. Güvercinlerde baş vücut kanatlar ve kuyruk gibi vücudun temel bölümlerinin birbirinden farklı renkte olması ve bunun düzenli dağılması ise ayrı bir renk gibi algılanabilir. Selçuklu güvercinlerinde kafanın siyah ve siyah rengin boyuna kadar indirmeli olması sırtın siyah ve beyaz olması kuyruğun ise süt beyaz olması durumunda bu kuşlara ala denilmektedir. Alalar genellikle çakır gözlü olurlar. Kuyruk biçimleri ise açık ensedir.
Selçuklu ırkı güvercinlerde yapılan ıslah çalışmaları sonucu Osmanlı döneminde geliştirilmiş bir renktir. Bu kuşlarda baş rengi açık göktür. Yani kuşun baş kısmı hafif kül rengi ve grimsi bir tondadır. Bu renk boyunda kesme yapar yani burada biter. Bitiş noktasından itibaren beyaz renk başlar. Eğer gök ton boyuna doğru indirme yapıyorsa tercih edilmez. Kafaya hakim olan gök ton üzerinde bazen “çakal” olarak adlandırılan ve kuşun gagasının üzerinden başlayıp kafasının ortasına kadar devam eden düz ve beyaz bir hat bulunabilir. Bu çopur renginde makbul olarak kabul edilmektedir. Özellikle kuşun bel kısmında gök ton renk bulunmaması gerekir. Kuşun bel kısmı da beyaz olmalıdır. Vücuda hakim olan genel renk beyazdır. Ancak kanatlar füme olarak adlandırabileceğimiz bir tonda koyu gri ve siyaha yakın bir renkte olurlar. Kanat üzerinde iki sıra kalem bulunur. Kanat uçları koyu zeytuni tonda olan çopurlar daha değerli olarak kabul edilirler. Çopurlarda bazen kanatta “çallı” adı verilen beyaz teleklere rastlanabilir. “Çallı çopur” olarak adlandırılan bu tür çopurlar değersiz kabul edilirler. Çopurlarda kuyruk tamamen beyazdır. Ancak “karakuyruk çopur” olarak adlandırılan siyah kuyruklu çopurlar da bulunmaktadır. Kuyruk biçimi kılıncına dolma ya da açık ense kuyruk olabilir.
Çopurlar da göz rengi çakırdır. Çakır göz mavi hareli ya da bej hareli olabilir. Çopur bir güvercinin bir gözü siyah diğer gözü çakırdır. Çakır olan gözün ise yarısı çakır yarısı siyahtır. Çakır kısım gözün altında üstünde veya yan tarafında bulunabilir. Çopur ak ile gökün eşleştirilmeleri sonucu geliştirilmiş bir renk türüdür. Ak ile gök eşleşmesinden çopur karakuyruk çopur ve gök renkleri elde edilmektedir. Çopur ile çopurun eşleştirilmesinden ise %80 pal %15 çopur %5 ak elde edilmektedir. Çopur rengini ıslah ederek geliştiren ve bu renge hayran olduğu bilinen kişi Elifin İbrahim Babadağ’dır. Çopur renginin devamını ömrünün büyük bir bölümünde Konya’da Hacı Nafizlerin konağında kuşçu başılığı yapmış olan bu kişiye borçlu olduğumuz söylenebilir. Çopura ait ilginç bir bilgi daha bulunmaktadır ; Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’in şehzadeliğinden beri kuşlara merakı olduğu bilinmektedir. Padişah olduktan sonra 1876 – 1909 yılları arasında 33 yıl ülkeyi yönetmiştir. Padişahın kuşçu başılığını yapan Osman Efendi milli futbolcularımızdan Şükrü ve Rüştü beylerin dedeleridir. Bu dönemde Osmanlı Sarayında Osman Efendiye bağlı olarak çalışan 32 kuşçu daha bulunmaktadır. Bu kuşçulardan biri de Konya’lı Nakip zadelerden Rıza Efendidir. II. Abdülhamid Selçuklu kuşlarının güzelliğini duymuş ve Rıza Efendiyi Konya’ya göndererek bu kuşların tüm çeşitlerini toplayarak İstanbul’a saraya getirmesini emretmiştir. Bunun üzerine Rıza Efendi Konya’ya gelerek Padişahın emrini yerine getirmiş ve kuşları toplayarak İstanbul'’ gitmiştir. Padişah gelen kuşlar içersinde en çok takkeli çopur tabir edilen rengi beğenmiş ve bu renkten daha fazla getirmesi için Rıza Efendiyi tekrar görevlendirmiştir. Ancak Rıza Efendi bu renkten sadece üç tane daha bularak İstanbul’a geri gelmiştir. Hatta söylenenlere göre Padişah Selçuklu kuşlarının güzelliklerini gördükten sonra elinde bulunan yabancı kuşları elden çıkartmış ve Konyalılardan yetiştirmek isteyenlere ücretsiz olarak verilmek üzere bu kuşları Konya’ya göndermiştir. Bu kuşlar o dönemde kendisi de ünlü bir kuşçu olan Konya Polis Karakolunda görevli Baş Komiser Bendelli İbrahim Efendi aracılığı ile Konyalılara bedelsiz olarak dağıtılmıştır. Gerçektende o döneme ait Osmanlı arşivi kataloglarında bu bilgileri doğrular belgeler bulunmaktadır. Bu arşivde yapmış olduğum araştırmada Konya ile İstanbul sarayı arasında güvercin alış verişinin oldukça canlı olduğunu gösteren çeşitli belgelere rastladım. 1883 tarihli bir belgede Konya’dan İstanbul’a gönderilecek güvercinlerin Yüzbaşı İbrahim Ağa’ya teslim edilişine ilişkin bir belge bulunmaktadır. 1893 tarihli bir belgede Konya’dan melez olmayan güvercinler istenmektedir. 1899 tarihli başka bir belgede ise Konya ahalisinden arzu edenlere dağıtılmak üzere 195 çift güvercinin İstanbul’dan gönderildiği belirtilmektedir Selçuklu ırkı güvercinlerde yapılan ıslah çalışmaları sonucu Osmanlı döneminde geliştirilmiş bir renktir. Bu kuşlarda gövde ve kanatlar siyah renkli kuyruk ise tamamen beyazdır. Ak ile Karanın eşleştirilmesi sonucu uzun zaman içinde geliştirilmişlerdir. Bu eşleşmeden ala mavrullukara akkuyrukkara olarak adlandırılan renklerde kuşlar elde edilmektedir. Mavrullukara kuyruğu siyah ve beyaz karışık renkli olan akkuyruk karalara verilen bir isimdir. Bunun yanı sıra yanı telli böğrü telli ve üstü telli kara gibi adlarla belirtilen tüy ve telek renk özellikleri ile de karşılaşılabilmektedir. Osmanlı döneminde bu ırkın ıslahı üzerine çalışan kişi Rafet Çelebi’nin oğullarından Hüseyin Çelebi’dir. Dolayısıyla Akkuyrukkara rengini bu kişiye borçlu olduğumuz söylenebilir. Akkuyrukkaralar takkalı ve takkasız olabilir. Kulaktan kulağa takkalıları daha değerli kabul edilirler. Kuyruk biçimi açık ense ya da kılıncına dolma olabilir. Kılıncına dolma kuyruklar daha makbuldürler. Göz büyük ve çerçeveli olmalıdır. Göz renkleri beyaz yeşil ve kızıl olabilir. Göz rengi beyaz olanlar tercih edilirler. Göz rengi kızıl olanlar diğer enseli güvercinlerle bir karışımdan geldikleri için değersiz olarak görülürler.
Selçuklu güvercinlerinin bugünkü durumunu araştırmak üzere Konya’da yaptığım incelemede bu güvercinleri günümüzde yetiştirenlerin hayli azaldığını daha çok Konya’nın eski ve yaşlı kuşçuları arasında tercih edildiklerini gözlemledim. Bu güvercinleri bugün Konya’da yetiştirenlerin sayısı 10 – 15 kişi kadardır. Bu ırkın birey sayısının ise yaklaşık 200 – 250 kuştan oluştuğunu tahmin ediyorum. Konya dışında bu güvercinlerden ülkemizin herhangi bir yerinde bulunmamaktadır. Bir ara bazı kuşçuların Konya’dan alıp Eskişehir’e götürdüklerini Konyalı yetiştiriciler belirtiyorlar. Ancak bu ırkın Eskişehir’de bugün var olup olmadığı konusunda bir bilgiye sahip değilim. Konya’da her Pazar günü “muhacir pazarında” kurulan kuş pazarında genel olarak taklacı güvercinler satılıyor ve bol miktarda var. Selçuklu güvercinleri ise sadece 3 çift vardı. Bunlar ise form olarak oldukça bozuktular. Selçuklu güvercinlerinde dikkatimi en çok çeken şey bu ırkın renk çeşitliliğinin azalmış olması oldu. Konya’da şu anda sadece gök ve akkuyrukkara renkleri var. Diğer renkler kalmamış. Başka bir anlatımla soyu tükenmiş. Soyu tükenen bu renler ak kara çopur pal ve aladır. Konya’da “Deksan” firması sahibinin bu güvercinlere meraklı olduğunu ve iyi tiplerini yetiştirmeye çalıştığını öğrendim. Hatta 8 milyar ödeyerek 4 tane Selçuklu güvercini satın aldığını söylediler. Söylenene göre bu kişide farklı bir rengi daha varmış. Bu kişi ile görüşebilme imkanım olmadığı için konu hakkında tam bilgi edinemedim. Ben Konya’da bu güvercinleri yetiştiren Salim Bekler ile görüştüm kendisinden çeşitli bilgiler aldım kuşlarını inceledim ve fotoğraflarını çektim.
TRAKYA
Bu ırk yalnızca Trakya’da Kırklareli Tekirdağ ve civarındaki küçük kasabalarda yetiştirilmektedir. Büyük bir olasılıkla Oryantal Roller'ları (makaracıları) ile akraba bir ırk. Vücut yapıları Oryantal Roller'ları andıran orta büyüklükte kuşlardır.
Ancak Oryantallardan farklı olarak bu ırkta 14-18 telekten oluşan kuyruk dik olmayıp genellikle kanatlar kuyruğun üzerinde taşınır. Kanatları kuyruk yanında birini kuyruk altında ya da ikisini de kuyruk altında taşıyan kuşlara rastlanmaktadır.
Böyle bireyler genelde melez hayvanlardır. Zira son yıllarda Balkan Ülkelerinden bir çok güvercin ırkı ithal edilmiştir. Melezlenme etkisi kısalan gagalardan da belli olmaktadır. Safkan (saf irk) hayvanlarda gaga orta boydadır. Bu irkin yalnızca düz beyaz siyah siyah şeritli dumanlı mavi kırmızı ve nadir olarak sarı ve dumanlı çakmaklı renkleri mevcuttur. Mavilerine küllü çakmaklılarına;tekir; ve sarılarına ;kanarya adı verilmektedir. Renkli kuşlarda beyaz tüylerin olmaması konusunda yetiştiriciler çok duyarlıdırlar. Gaga rengi tüm tüy renklerinde beyaz olup ucunda kusun tüy rengine bagli bir leke olur. Mavilerde mor gaga rengine de rastlanılmaktadır. Beyazlar haricinde hepsinde göz rengi açıktır. Beyazlarda sadece siyah gözlülere rastlanır. Orta uzunluktaki bacaklar tüysüzdür. Bu konuda da yetiştiriciler çok duyarlıdırlar. O kadar ki yuvadaki yavruların ayaklarında geçici çok küçük tüylerin görülmesi (Bu tüyler genellikle yavruluk tüy değişiminde dökülmekte ve yerlerine yenileri gelmemektedir.) diğer özellikleri bakımından ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar damızlıkta kullanılmazlar. Bu ırkta tepeli veya tepesiz kuşlar görülmektedir. Tepe ensenin altından başlamalı enseyi iyi sarmalı ve iki yanında aşaği yukarı kulak altında belirgin tepe gülleri görülmelidir. Tek tarafta gül yarık görünüm ensede yukarıdan başlayan tepe ve dar tepeli kuşlar damızlıkta kullanılmazlar. Her rengin kendi rengi ile çiftleştirilmesi konusunda yetiştiriciler duyarlı olduklarından renkler arasında belirli bir yapısal farklılık göze çarpar. Bu durum özellikle beyazlar için geçerlidir. Zira renkli kuşlarin aralarında çiftleştirilmelerinden yine düz renkli yavrular elde edilmektedir. Dolayısıyla bu tür çiftleşmeler nispeten tolere edilmektedirler. Ancak çiftlerden birinin beyaz olması durumunda yavrular alaca olmaktadır.
Bu kuşlar çok ürkektirler. O kadarki kümese girdiğinizde sizi sesleriyle karşılarlar ve birini yakalamaya kalktığınızda duvarlara tırmanırlar. Bu ırkın yetiştiricileri iyi uçuş özelliğine sahip güzel kuşlar yetiştirmeyi amaç edinmişlerdir. Ancak son yıllarda dış görünüşe daha fazla ağırlık verildiği için bu güvercinlerin uçuş özellikleri gerilemiştir. Daha öncede andığım gibi Balkanlardan getirilen ve melezlenen kuşların gösteri kuşları olmaları bu olguyu hızlandırmıştır. Eskiden uçuş özellikleri görünümlerinden önce gelirdi. Uzun yüksek uçan ve sık sık takla (makara) atmayan ancak kaliteli takla (makara) atan kuşlara değer verilirdi. Eskiden toplu halde yükselen hatlara rastlanılırdı ve bunlar belli bir yükseklikten sonra önce birisi kendisini ip gibi takla atarak aşağıya salar bunu diğerleri izlerdi. Aynen bir çok örümceğin iplikleri ile kendilerini aşağıya salmasına benzerdi. 10-20 metre döndükten sonra tekrar toparlanırlar ve yükselirlerdi.Bazen yetiştiriciler kuşlarını dönüş için teşvik etmek amacıyla bir gurup (filo) daha salarlardı. Bazen de 40-50 gibi çok sayıda kus salınırdı. Bunlar havada beşer ya da onarlı guruplarda buluşurlar ve bir birlerinden bağımsız olarak farklı yüksekliklerde uçarlardı. Bu ırkın ürkekliğinden başka diğer kötü bir özelliği kuş gösterilmesine reaksiyonlarının az olması hatta tamamen görmezlikten gelmeleri. Dolayısıyla yönetilmeleri biraz zordur. Günümüzde azda olsa halen uçuş özelliklerini hedef edinen kuşçular bulunmaktadır. Öyle ki bu ırk altında halen 3 ile 5 saat arasında nokta yüksekliğinde uçan ve yükselten dönen (makara) kuşlara rastlanılmaktadır.

ÇORUM ÇIPLAĞI
Çorum güvercinleri Anadolu’nun yerli ırklarından biridir. “Çorumlu” ya da daha yaygın adı ile “Çorum çıplağı” olarak bilinirler. Bu güvercinlerin “çıplak” olarak adlandırılmalarının nedeni ayaklarının paçasız olmasından kaynaklanmaktadır. Ülke genelinde fazla yaygın olmadıklarından iyi tanınan ve bilinen bir ırkımız değildir. Daha çok Çorum ilimiz ve bu ile bağlı ilçelerde ve özellikle de Alaca ilçesinde yetiştirildiği bilinmektedir. Çorum dışında Yozgat ilimizde yetiştiricileri bulunmaktadır. Bu bölgelerde değer verilen bir güvercin çeşididir.
Bu güvercinler taklacı güvercinlerimizin bir kırması olarak ortaya çıkmışlardır. Ülkemizde çok yaygın olan Mardin tipi taklacılarla muhtemelen makaracı ırkların kırılması sonucu üretilmiş olan bu ırk melez bir ırk olduğu için ülke genelinde fazla kabul görmemiştir. Oysa eski ve kendine özgü özellikleri bulunan bu ırkımızın doğru bir tanıtımla hak ettiği değeri bulacağı kesindir. Çorum çıplakları ilgi azlığından gün geçtikçe azalan ve bazı renk tipleri neredeyse tükenme noktasına gelmiş bir ırkımızdır. Bu durum yetiştiriciliğimiz açısından ve yerli ırklarımızı korunabilmesi açısından kaygı verici bir durumdur.
Çorum ırkı güvercinlerin köken olarak ne kadar eskiye gittiği konusunda elimizde net bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bu ırkımızın Hititler döneminden bu yana Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olan Çorum ilimizden kaynaklandığı konusunda bir kuşku yoktur. Çorum ırkının eski yetiştiricilerinden alınan bilgilere göre bu ırkın Osmanlı devleti döneminde de Çorum’da yetiştirildiği bilinmektedir.
Yetiştirildikleri yuvalarına çabuk adapte olmasıyla tanınan bu güvercinler yetiştirildiği evi kolay unutmama eğilimindedirler. Bu nedenle 4-5 yıl aradan sonra bile ilk evine dönen kuşlar olduğu bilinmektedir. Özellikle sağlam damarlı kuşlarda bu özellik daha da belirgindir. Çorum ili içinde eke kuşları alıştırmak bu nedenle biraz sorun olmaktadır. Hastalıklara karşı dayanıklı bir ırkımızdır. Yavru verimlilikleri oldukça iyidir. İyi bir yavru bakıcısıdırlar. Diğer ırklara göre daha az yem tüketiyor olmaları ise ekonomik bir özellikleridir.
FİZİKİ ÖZELLİKLERİ
Çorum çıplaklarının en belirgin fiziki özellikleri ayaklarında paça bulunmamasıdır. Bu güvercinlerin ayaklarında dirsekten aşağıda tüy bulunmamalıdır. Dirsekten aşağısı tüylü olan güvercinler değer kaybına uğrarlar. Bu tür kuşlar paçalı ırklarla ve özellikle de Mardin tipi taklacılarla yapılan kırılmalar sonucu ortaya çıkarlar. Çorum çıplaklarında beyaz renk olanlar haricinde dikkati çeken ikinci özellik ise kanat teleklerinin beyaz kuyruk teleklerinin ise kuşun kendi renginde olmasıdır. Kanat teleklerindeki beyazlık baştan itibaren 7-10 telek arasında değişir. Her iki taraftan eşit sayıda teleğin beyaz olması bir tercih nedenidir. Karın altı bölgesi ise kesme şekilde beyazdır.
Çorum çıplaklarının ayakları biraz ince yapılı olur. Ayakların çıplak kısımları kırmızı renklidir. Orta boy kuşlardır. Taklacı güvercinlere göre biraz daha minyon bir yapıları vardır. Kafaları yuvarlak biçimli olur. Gaga orta uzunlukta ve biraz ince yapılıdır. Gaga rengi koyu renk kuşlarda siyah olurken beyaz renk olanlarda kemik rengi olur. Göz çevresi halkası biraz belirgin ve beyaz renklidir.
Çorum çıplaklarında eski dönemlerde tepelilik özelliğinin bulunmadığı bilinmektedir. Son yıllarda bazı renklerin arka tepeli (takkalı) tipleri geliştirilmiştir. Arka tepeli tipleri çok yaygın değildir. Çift tepeli ya da sadece ön tepeli (perçemli) tipleri olmaz. Kanat sesleri yok denebilecek kadar azdır. Eğer bir Çorum çıplağında kanat sesi varsa bu Mardin tipi taklacılarla bir kırılma belirtisidir. Hareketli ve enerjik yapıda kuşlardır.
PERFORMANS ÖZELLİKLERİ
Bu güvercinler uçuş özellikleri için yetiştirilen performans kuşlarıdır. Uçarken takla atarlar ve oyun yaparlar. Çorum çıplakları arasında damcı ya da havacı şekilde olanları bulunur. İçlerinden çok iyi oyunlu ve uzun uçan kuşlar çıkabilmektedir. Oyunsuz olanları tercih edilmez ve değersiz olarak görülürler. Uçuş özellikleri bakımından Mardin tipi taklacılara benzerler. Konya civarında Çorum güvercinlerine bu nedenle “Çorumlu Mardin” denilmektedir. Yüksek uçarlar özellikle ilk uçurulduklarında iyice yükselirler bazıları havada oyun yapar. Oyun sırasında 5-8 adet takla atarlar. Bazıları ise ilk yükselişten sonra bir süre yüksekte uçar ve yorulunca alçalmaya başlarlar. Alçalmasıyla birlikte yuvasının üzerinde oyun gösterirler. Kanatlarına oldukça hakim bir ırk olduğundan Mardin tipi taklacılar gibi iniş sorunları yaşamazlar. Kuş uçurmak için uygun yeri olmayanlar balkonda güvercin yetiştirmek durumunda olanlar için gayet uygun bir ırktırlar.
RENK ÇEŞİTLERİ
Çorum çıplakları bilinenin aksine fazla renk çeşitliliğine sahip değildirler. Çorum çıplaklarında görülen renk tipleri 4 tanedir. Bunlar sütbeyaz gökala siyahala ve çillidir. Bunların haricinde renk tipi bulunmaz. Çorum dışındaki illerimizde ve özellikle de Ankara’da her görülen paçasız güvercininin Çorum çıplağı olarak nitelenmesi gibi bir eğilim vardır. Bu doğru değildir.
1) Sütbeyaz : Kuşun bütün vücut tüyleri beyazdır. Göz renkleri alacalıdır. Bu renk güneşte daha belirgin olarak fark edilir. Diğer renk çeşitlerine göre daha çok rastlanan bu güvercinlerin değeri biraz daha düşüktür. Süt beyazlarda diğer renk çeşitleri gibi fazla bir özellik aranmamakla birlikte fazla iri yapılı olmamasına ve göz kenarlarının beyaz kısmının belirgin olmasına dikkat edilir. Sütbeyazların “düz kafa” (takka ve perçemi bulunmayan) ve “sütbeyaz arka tepe” (takkalı) olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Arka tepeli olan bu renk çeşidine bölgede “sütbeyaz kekili” adı verilmektedir. Bu iki çeşidin haricinde sütbeyaz bulunmaz. Yani takka perçem olanı ya da sadece perçem olanları yoktur.
2) Gökala: Yöresel olarak “govala” ya da “morgovala” adı ile bilinirler. Çorum çıplakları içinde yetiştiricilerin aradığı ayrıntılar açısından en fazla özelliğe sahip olan renk çeşitlerinden biridir. Bu nedenle yetiştirmesi zor ve zahmetlidir. Ancak bir o kadar da değerlidirler. Koyu mavi renkli bu güvercinlerin göz renkleri sarı ya da kırmızı olur. Bu güvercinlerde göz çevresi halkası beyaz ve biraz belirgin gaga uzun ve çene küçük olmalıdır.
Gökalaların ayaklarının dirsekten aşağı kısmı tüysüz olmak durumundadır. Ayaklar kırmızı ve ince yapılıdır. Dirsekten aşağısında tüy bulunan güvercinlere Çorum’da “inik” adı verilir. İnik tabir edilen kuşların paçalı olan Mardin tipi taklacılarla kırılmalar sonucu gelişmiş olduğu bilinmektedir. Mardin tipi taklacılarla yapılan eşlemeler ile bu ırka daha fazla takla atma özelliği kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu tür eşlemeler ırkın orijinal özelliklerinde bozulmalara neden olduğundan Çorumlu yetiştiriciler tarafından uygun karşılanmamaktadır.
Kanat telekleri beyazdır. Kuyruk kuşun kendi rengindendir. Kanat teleklerinin her iki tarafta eşit sayıda beyaz olması önem verilen bir ayrıntıdır. Kanat teleklerindeki beyaz telekler 7’den az ise gökalalığı az olarak nitelendirilir 11’den fazla ise kuşun beyazlık damarı fazladır ve kanat dirseklerinde de beyazlıklar verir. Beyazlığı fazla olan gökalalara bölgede “alaşar” denilmektedir. Bazı gökalalarda ise çene altında şerit biçiminde beyazlıklar bulunur. Bu tür kuşlar “gümüş gerdanlı” olarak adlandırılırlar. Gökalaların boyun bölümleri koyu mavi-mor bir tonda olur. Mor tonun bittiği yerde karına doğru normal gri ton başlar gri tonun bitiminde ise karın altı beyaz olmak durumundadır. Buna “kesme” adı verilir. Karın altının kesme olması gökalaların önemli ve aranılan bir özelliğidir. Kanat üzerlerinde iki sıra şeridi olan bu kuşlarda şeritlerin renginin kestane renginde olması dikkat çekici bir özelliktir. Çorum’da güvercinin kanatları üzerinde bulunan şeritlere “elif” adı verilir. Kuşun eliflerinin kestane rengi olması bu güvercinin orijinal gökala olduğu anlamına gelir. Elifleri siyah olan gökalalara da rastlanmaktadır. Bu tür kuşlar gökalaların beyaz ile eşleştirilmeleri sonucu elde edilmektedirler. Gökalaların arka tepeli olan çeşitleri de bulunmaktadır. Bunlar Çorum’da “kekili govala” alarak adlandırılırlar.
3) Siyahala: Çorum’da “siyah govala” adı ile bilinen bu güvercinlerde hakim olan renk siyahtır. Siyahalaların kanatları üzerinde şerit (elif) bulunmaz. Kanat telekleri gene iki taraftan beyaz olur. Aynı gökaladaki gibi karın altıda kesme şekilde beyazdır. Bu beyazlıklar haricinde kuşun herhangi bir yerinde beyazlık bulunmaması gerekmektedir. Çorum çıplaklarının siyahala renk çeşidi neredeyse kaybolmak üzeredir. Çorumda bu renk kuşlara sahip olanların sayısı yok denecek kadar azalmıştır.
4) Çilli: Alacalı bir renge sahip olan bu güvercinler genel olarak siyahala ile sütbeyazın ya da gökala ile sütbeyazın eşleştirilmeleri sonucu ortaya çıkmaktadırlar. Kafa ve sırt bölgesi ile vücudunun değişik yerlerinde siyahlıklar ya da grilikler bulunan bu güvercinlerin kuyrukları siyah olmaktadır. Bu güvercinlerin nadir olarak sadece takma kuyruk olanları da oluyor. Vücutları beyaz kuyrukları siyah olan bu çeşitleri “karakuyruk” ya da “karakuyruk çilli” gibi adlarla tanımlanıyor. Çilli renk tipinin “düz kafa” (takka ve perçemsiz) olanları ile sadece “çilli arka tepe” denilen çeşitleri olabiliyor.
Not: Çorum’dan değerli yetiştiricimiz Mustafa Taşkın’a verdiği bilgiler ve gönderdiği fotoğraflar için teşekkür ederim.

TRABZON
Bugun Türkiye'de nadir bilinen ırklardan biridir.En bilgili güvercinseverlerin bile hakkında pek bilgisi olmadığı kaybolmaya yüztutmuş bir ırkımızdır.Türkiye'de genel olarak bence taklacı merakının fazlaca ortaya çıkması yüzünden kaybolma noktasına gelmiştir. Esasında güvercin uçurmaya vakti olmayanlar için Görüntü ve oyun açısından ideal bir ırkdır.
Fiziki bakımdan iri yapıları ve Oyunu uçarken değil yerde yapması yönünden beslemesi diğer ırklara göre daha zahmetsizdir. Odalarda APARTMAN DAİRELERİNDE balkon kümeslerinde ufak yuvalarda yani evlerde rahatlıkla beslenecek bir ırktır. Fiziki yapısı ile ilgili genelleme yapacak olursak iridirler.Renk olarak da Siyah( Arap) Mor(kırmızı)mor tonları beyaz sarı(renk kartelasına göre değerlendirirsek hardal sarı vaya oksit sarı diyebiliriz. başka bir ırkta böyle bir sarı görmedim)hopal(yabani rengi) ve tonlarıve bunların kendilerine göre türevleri diyebiliriz. Mesela resimlerdeki kuşların TRABZON 'daki adı HOPALLI MOR dur(Kanatlarındaki kırmızı şeritlerden dolayı).. Ayrıca bir renk varki onun resmini henüz çekmedim KARAMOR(siyah olup kanat uzeri kırmızı pulludur.)Onunda resmini zamanla siteye koyacağım.Güvercinsever arkadaşların bence mutlaka görmesi gereken bir renk güzellik...görmeyen çok şey kaçırmışbilmemiş haberdar olmamış demektir bence...birde GAYABA dediğimiz yabani tipi olup çakmaklı olandır. Göz renklerine gelince: en çok görülen renk gözde sırayla; beyaz sarı kırmızı siyah'tır ah bir de Ela'sı olsa
Gaga genelde beyaz olursiyah olan ve beyaz olup hafif siyah lekeli olanlarda vardır.ve gaga Trabzon tabiri :guduk diğer ırklara göre daha iri ve uzundur. Tırnaklar genelde beyaz olur.Ayaklar kırmızı ve paça asla bulunmaz.Kıt paça bile görülmez.. Tepe Trabzon tabiri gugul adıda ordan geliyor.. Tepe tamamen kepçe gibidir ve büyüktür ve tepenin boyna dogru bitimin de gül vardır.Bu guller tepesine guguluna ayrı bir güzellik katar.
Oyununa ; Yaptığı harekete gelince: ilk önce şunu bilmek gerekir.Çok azgın kuşlardır.Yuva dışında bile damlardaki bütün yabani kuşlara sulanırlar... Bence oyunu da burdan geliyor. Bu kuşlarda genelde Erkeği oynar dişisinin de oynadığı nadir görülür.Neyse gelelim oyuna.. Dişi kuş yerdeyken Erkeği bıraktığınız da Erkek kur hareketleriyle dişiye yaklaşır.Dişinin etrafında dönüp kabardıktan sonra tam dişinin üzerine ama tam olarak ; dikine havaya dogru füze gibi fırlar bu havaya dogru diklenme 50cm den başlar 1 metre 15 metre veya 2 metre olabilir tam tepe noktaya geldiğinde dişinin tam üzerinde halka şeklinde daire çizer bu daire geniş de olur dar da olabilir.Bu daireye bölgede çember denir çember 123 tur olabilir 1 ters 1 düz olabilr yani 360 derece döndükten sonra ani hareketle tekrar tersine dönebilir ..iki ters bir düz iki ters iki düz çember atabilir. ve dişinin üzerine en yakın noktaya tekrar iner.Çok değişik bir hareketdir ve dünya da başka bu hareketi yapan bir ırk şu ana kadar duymadım... Esasında bu hareketi anlatmak çok zor. Görmeniz izlemeniz lazım… Bu hareketi Sadece erkekler yapmaz dediğim gibi dişilerden de nadiren aynı hareketi yapan olur.Bu arada asla dişiyi oynarken anlayamazsınız dişimi erkekmi diye.. Yavru bakımı konusunda Paçalılardan daha iyidirler yalnız.Devamlı yumurtaya sürdüklerinden dolayı yavrular daha buyumeden tekrar yumurtlarlar..Burda yetiştiricilerin çok dikkatli davranmaları gerekiyor… Havada ki hareketlerine gelince havada fazla bir özellik göstermezler yarım saat veya daha fazla havada kalabilirler.Genelde havada kalmaları yuvayı tanımak içindir.Yuvayı tanıdıktan sonra etraftaki damlarda v.s gezinirler.Hava da tek takla ve bel kırma hareketi yapabilirler.Taklaları yuvarlanma şeklindedir. Bel kırma hareketi ise havada bellerini kırıp kendilerini bir an boşluğa bırakma hareketidir.Genelde yuvaya inerken yaparlar.
Birde şunu belirteyim zekidirler.Kolay kolay yakalanmazlar.Başkasının yuvasına kolay kolay gitmezler.İnse bile yem yer doyar gider.Tabi limon sandığı kapanı kurulmamışsa...Diğer ırklarla karşılaştırdığımızda genel olarak ürkektirler.Kolay kolay ele gelmezler.Yani yakalayamazsınız ugraştırırlar.Oda sizde yakalayacağim diye yuvanın içinde nefes nefese kalabilirsiniz. Gerçi Oda tatlı bir ugraş...
Artık bu kadar anlattıgımdan sonra derhal gidin bir çift Trabzon Tekgugulu edinin derim ben size..
İSTANBULLU
Bu güvercin ırkı dünyada “Damascus” adı ile tanınmaktadır. Suriye’nin başkenti olan Şam’ın Arapça olarak adlandırılış şekli Damascus dur. Dünyada Damascus ya da Damascene olarak tanılan bu güvercinler bugün ülkemizde “İstanbullu” “Ela göz” “Karagöz” ve “Muz” gibi adlarla bilinirler. Lübnan’da ise “Booz” olarak adlandırılırlar. Kendine özgü belirgin bir formu ve rengi olan bu güvercinler günümüzde Şanlıurfa ilimiz ve çevresinde yaygındırlar.
Köken olarak çok eski devirlerden gelme bir ırk olduğu bilinmektedir. Irksal özelliklerini bugün de belli bir oranda koruyabildiği için dünyada bu anlamda eşine ender rastlanan ırlardan biri olduğu söylenebilir. Eski Mısır papirüslerinde ve taş oymacılığında bu güvercine ait figürler bulunması İstanbulluların geçmişinin çok eskilere dayandığını göstermektedir. Eski Mısır’da bereket tanrıçası ile birlikte görülen bir kuştur.
Eskiden Arabistan yarımadasında bu güvercinlere Mahomet (Muhammet) denilmekteydi. Böyle adlandırılmalarının belli bir dinsel inanış temelinde geliştiği bilinmektedir. Bu ırk 1600 lü yıllarda İran ve Osmanlı devletinde de yetiştirilmeye başlanmıştır. Bu ırk ilk kez 1868 yılında Osmanlı padişahı Abdülaziz döneminde İstanbul’dan İngiltere’ye gönderilmiştir. İngiltere kanalı ile sonradan diğer Avrupa ülkelerine de yayılmıştır. Güvercinlerin Avrupa’ya yayılmalarını takiben bu güvercinlerin adı da değişmiştir. Bu tarihten sonra bu güvercinlere Damascus denmeye başlanmış ve Muhammet adı terk edilmiştir. Günümüzde de bu adla dünyada bilinmektedir.
İstanbullular uçuş özellikleri bakımından gerdanlı (dewlap) ırklarına benzerler. Filo uçucusu olarak kullanılırlar. Havadaki görünüşleri oldukça etkileyicidir. Göğüsleri biraz daha öne çıkık ve geniştir. İstanbullularda göz rengi kırmızıya yakın koyu portakaldır. Gözler parlak olur ancak gözlerde dikkati çeken önemli bir özellik gözlerinin biçimidir. Gözler biraz büyük çok daha alımlı ve güzeldir. Kısa ve kalın olan gaga siyah renklidir. Ayak tırnakları siyahtır. Ayaklar kırmızı ve paçasızdır.
İstanbullu ırkında belli bir renk standardı bulunmaktadır. Bu güvercinler mavi renginde olurlar. Bu renk taklacı güvercin ırkımızdaki boz (sabuni) gibidir. Vücut açık renklidir. Göğüs üzerinde kına bulunmaz. Vücudun üzerinde herhangi bir renk yaması yoktur. Bu güvercinler genellikle şeritlidir. Şeritleri koyu siyah tonda ve her iki kanadın üzerinde iki sıra olarak bulunur. İstanbulların pullu olan tipleri de vardır. Bu tipleri renk olarak taklacı güvercinlerimizdeki çakmaklı gibidirler ancak yurdumuzda fazla yaygın değildirler. İstanbullu ırkının Bağdadi ırkı ile kırılması sonucu “şafra” adı verilen kırma bir ırk geliştirilmiştir. Şafralarda renk çeşitliliği daha fazladır. Şafraların mavi renk ve pullu tipleri İstanbulluya benzerler ancak daha iri vücutları uzun ayakları ve burun eti yoğunluklarının daha fazla olmasıyla ilk bakışta ayırt edilebilirler.
ŞIHŞELLİ
Ortadoğu ve tahminen İran kökenli olan bu güvercinler ülkemizde “şıhşelli” “çakşırlı” “çarçurlu” “panda” ve “şirazi” gibi adlarla bilinirler. Şirazi adlandırması aynı zamanda Pakistan kökenli “Lahore” (Şinasi) ırkı için de Pakistan’da kullanılan bir addır. Dünyada ise “Shaksharli” “Shaksharli Tumbler” “Sherazie” ve Almanya’da da “Schirastümmler” adı ile tanınırlar.
Resim yeniden boyutlandırıldı. Gerçek boyutunu görmek için bu alana tıklayınız. Resmin gerçek boyutu 1427x1239.
Ortadoğu ülkelerinde ve Türkiye’de uzun yıllardır yetiştirilen ve bilinen bir ırk olan Şıhşellilere Lübnan’da “Sheik Shalli” adı verilmektedir. Arapça’da “Sheik” kelimesi Türkçe’deki Şeyh kelimesi ile eş anlamlıdır ve İslamiyet öncesi Arap topluluklarında kabile reisi anlamına gelmektedir. İslami dönemde ise aynı kelime tarikat başkanları için kullanılmıştır. “Shalli” kelimesi ise gene Arapça’da güvercin sürüsü anlamındadır. Sheik Shalli ise buradan çıkarılacağı gibi güvercinlerin en yetkin olanı en iyisi gibi bir anlama gelmektedir. Şıhşelli ise bu kelimenin Türkçeleştirilmiş halidir. Şıhşelli ırkı güvercinler gerçekten de çok alımlı gösterişli ve güzel kuşlardır.
Osmanlı Devleti döneminden beri Arabistan yarımadası ülkeleri ile iç içe yaşamış olan Türkler bir zamanlar Osmanlı devleti sınırları içinde bulunan bu ülkelerin güvercinlerini uzun yıllardır yetiştirmektedirler. Bugün bile Türkiye ile Suriye Irak ve Lübnan gibi bölge ülkeleri arasında güvercin ticareti canlılığını korumaktadır. Şıhşellilerde dışarıya hafif bombe yapacak şekilde çıkık bir alın kemiği vardır. Kafası düzgün ve yuvarlaktır. Gözler büyük değildir. Göz çevresi halkası belirgin olmaz. Göz rengi koyu kırmızı ve portakal tonlarında olabilir. Bu güvercinlerin orijinalinde takka ve perçem bulunmaz. Ancak ülkemizde bulunan çeşitlerinde perçemli olanları yaygındır. Perçemli olanlar bizde daha değerli olarak kabul edilmektedirler. Gaga orta büyüklükte ve hafif ince bir yapıdadır. Türkiye’de özellikle siyah renk kuşlarda gaganın üst yarısı siyah olup alt yarısı kemik rengi olan kuşlar bulunmaktadır. Bu kuşlar daha güzel göründüğü için tercih edilirler. Bu kuşları ilk gördüğümde üst gagalarının siyaha boyandığını düşünmüştüm. Ancak sorduğumda boya olmadığını öğrendim. Kuşun vücudu orta büyüklüktedir. Dik duruş şekli ve geniş bir göğüs yapısı bu güvercinlerde dikkat edilen bir özelliktir. Bu güvercinler kanatlarını kuyruk üzerinde taşırlar. Ayaklar normal uzunlukta ve paçalıdırlar. Paçalar parmakları örtecek uzunlukta olmalıdır. Fazla uzun paça tercih edilmez. Paçaların ucunda “Parmak saçağı” adı verilen bir bölümün beyaz olması gerekir. Parmak saçağı beyaz olmayan güvercinler bir miktar değer kaybına uğrarlar.
Şıhşellilerde renklerin vücuda dağılımı çok önemlidir. Renk dağılımı düzgün olmayan kuşlar tercih edilmezler. Bu güvercinlerde bütün vücut kuşun kendi renginde olur. Sadece kafa ve boyun ile parmak saçağı beyazdır. Kafadaki beyazlık boyunu da kapsayacak şekilde aşağıya doğru iner ve göğüsün orta yerinde düzgün bir şekilde köşe yapıp biter. Kuş adeta başına ve omuzlarına beyaz bir şal örtmüş gibi durur. Ancak bu beyazlık üzerinde iki farklı leke bulunmalıdır. İlki “şapka” adı verilen ve kuşun kafasının tam üzerinde bulunan küçük lekedir. İkincisi ise “yanak yaması” adı verilen ve kuşun her iki yanağında simetrik olarak bulunması gereken lekelerdir. Bu lekeler kuşun rengi ile aynı renk olur. Lekelerin düzgünlüğü çok önemlidir. Şapka sadece kafa üzerinde kalmalı etrafa taşmamalı ve özellikle alına doğru yayılmamalıdır. Yanak yamaları ise gözlerin hemen altından başlayıp her iki yanakta düzgün ve simetrik olarak bulunmalı fazla uzamadan kesilmelidir. Şapka ve yanak yamaları kesinlikle birb iri ile birleşmemelidir.
Lübnanlı yetiştiriciler yanak yamalarının kuşun orijininde olmadığını Barbarisi adı verilen ırk ile (Bu ırk Türkiye’de Yaşmaklı adı ile bilinmektedir) yapılan kırılmalar sonucu sonradan oluştuğunu belirtmektedirler. Ancak günümüzde yanak yamaları bu güvercinlerin bir standardı haline gelmişlerdir. Şapka ve yanak lekesi bulunmayan güvercinler dünya standartlarına göre değer kaybederler. Bu durum özellikle şapkası olmayan güvercinler için çok daha kesindir. Ülkemizde yanak yamaları bulunmayan Şıhşelli güvercinleri yaygındır. Bu tiplerinin ırkın orijinaline daha yakın olduğunu söyleyebiliriz. Ülkemizde yaygın olarak bulunan Şıhşelliler perçemli olmaları ve yanak yaması taşımamaları ile farklı bir görünüm sunmaktadırlar.
Şıhşelli ırkı güvercinler farklı renklerde karşımıza gelmektedirler. Bu renkler kırmızı sarı siyah ve mavidir. Bu 4 renkte beyazla kombinasyon halindedir. Sadece mavi renk güvercinlerde kanatlar üzerinde iki sıra şerit (kalem) bulunur. Diğer renklerde kanat üzerlerinde şerit yoktur. Şıhşelli ırkı güvercinler bir form ırkıdır. Uçuş için yetiştirilmezler. Bu güvercinler uçurulduklarında fazla uzun uçmazlar ve birkaç tur atıp konma eğiliminde olurlar. Uçarken düz takla attıkları olur. Bu nedenle Avrupa’da taklacı kategorisinde değerlendirilirler.

Alıntıdır.




__________________
Yediğin içtiğin senin olsun kardaş
Ahiret için neler yapıyorsun onlardan bahset ...
Hâdim isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
guvercin, guvercin irklari, guvercin turleri, irklari, ozellikleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +3. Şuan Saat: 11:09 AM.
"5651 Sayılı Kanun'un 8.Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre Forumumuzdaki Üyelerimiz, yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Forumumuzda bulunan bir içeriğin, kanunlara aykırı olduğunu veya yanıltıcı olduğunu düşünüyorsanız lütfen buradan ( kemalyanal@yahoo.com ) bize bildirin."
Protected by CBACK.de CrackerTracker

Add to Google Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits Add to Google
| Tags | Gizlilik Bildirimi | dC| Death Chasers Klan | Link Ekle | Sitemap | Link Ekle | GençMekan |

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0